YENİ FİKİR HABER

Muhafazakâr Değişim (3)

21-02-2015

  Millet olarak tekâmül etmek, ilerlemek, muasır medenî denebilecek ( maddî-manevî) ülkelerdeki  imkânlara kavuşmak; yopyekün zihniyet ihtilâli ile mümkündür. Nedir zihniyet ihtilâli? 

  Muhafazakâr Değişim(3)

  Millet olarak tekâmül etmek, ilerlemek, muasır medenî denebilecek ( maddî-manevî) ülkelerdeki  imkânlara kavuşmak; yopyekün zihniyet ihtilâli ile mümkündür. Nedir zihniyet ihtilâli? Bu milletten müteşekkil devletin ve medeniyet havzasının merkezindeki hakim unsurun, değişime ayak uydurmak mecburiyetindedir. Mecburiyetten kaynaklanan her türlü teşebbüs için  muvazeneyi tesiste zaruret vardır. İki asırdır yürütülen ve son  yarım asırdan fazla zamandır zirveye taşınan garplılaşma cereyanı, temelsiz iddialarla geleceğimizi tayin etmeye çalışmıştır. Bunun menfi neticelerini görmemek; safdillik olur.

  Değişim hareketini hayata geçirmeye çalışan Türk münevveri, bu ideolojik cereyanı baskı aracı olarak kullanmış; peydahlanan “yabancılaşma” akımını “modernleşme” gibi sunmuştur. Değişim hareketine çok farklı anlamlar yüklenerek; Türk Milletinin kendi “ulus modernleşmesini” hayata geçirileceği düşünüldü. Halbuki, ki burada Batı’nın da hakkını teslim etmek mecburiyetindeyiz- Batı yenilenirken, her ne kadar Ortaçağ karanlığını red etse de, ondan kurtulma gayreti ile rönesansla birlikte Aydınlanma felsefesini ve bilahare de maddî sahadaki tekâmülünü sağlasa da; o kin güttüğü tarihini tenkit süzgecinden geçirerek; zamanına intibak ettirmiştir.Batı, Modernite’yi bizim gibi geleneği red ederek değil; içindeki çürükleri seçerek, tadil etmek suretiyle geleceğini inşa etmiştir. Geleneğini tamamen kötü diyerek tarihin çöplüğüne atmamıştır. Şu anki geldiği aşamasını, tarihi safhaları göz önünde turtarak temin etmiştir.Bizim asıl umdemiz olması icap eden “kökü mazi de olan âtî olmak” düsturunu onlar hayat felsefesi olarak kabul etmişlerdir.Tefekkür sahiplerimiz, aydın tabaka, “entelektüel” kesim, sırça köşklerinden Batı’nın geleneğe bakışını görmeden Müslüman-Türk geleneğini tamamen dışlayıcı davranış içinde olmuşlardır. Batı’nın geçmiş karanlığından maddî sahada düzlüğe çıkma macerası, “yeniden duğuş”u (renasans/renaissance) görünüşteki red; gizli bir şekilde yeniden doğma ile mümkün olmuştur.

  Burada bizim için Muhafazakâr Değişim’e numune olabilecek; gelişerek, aslına zarar vermeden, sahih gelenek ile âtiye yüreyen, inanç noktasında da kahir ekseriyetin paylaştığı nasslardan (ki buna ehl-i sünnet itikadı demek daha doğru olur) müteşekil bir geleceği tesis ile hareketimize imkân verecek bir nakli yapmakta büyük fayda vardır. Rönesans mütehassısı (uzmanı) Jacob Burckhardt, muhafaza ederek değişmeye, gelişmeye şu şekilde yaklaşır. “İtalyan kültür tarihini incelerken öyle noktaya gelmiş bulunuyoruz ki burada klâsik ilkçağ kültürünü hatırlamamız gerekmektedir. Bunun yeniden doğuşu, tek yanlı kalmakla beraber, bütün çağın adı olarak yerleşen terim ( Renaissance) olmuştur”(Nakleden, Durmuş Hocaoğlu, Türkiye Günlüğü,72/2003,shf.,134).

 Giovanni Scognamillo, muhafaza ederek değişmeyi Hıristiyan-öncesi  dönemine dönüş olarak niteler. Ve şöyle der: “Rönesans’ın önemli  hususiyetlerinden biri de, onun oturmuş- durmuş, düzenli, müstakarr bir çağ olmayışıdır. O, her şeyden önce ve behemehal “bir düzenden başka hâle geçme” süreci, bir “tahavvül”, bir “tebeddül” ve hele en mühimmi, bir “takallub” süreci olarak anlaşılmalıdır; fakat,kendi kendisinden radikal bir kopukluk anlamına gelebilecek bir “tağayyür” olarak ise asla anlaşılmamalıdır.

   Bir kere daha vurgulamakta yara görmekteyim: ‘Batı tecrübesi! bize açık- seçik olarak birbirini tamamlayan, birbirine bağlı olan şu iki beynelmilel umdeyi bilfiil ispat etmitir:1-Geleneği olmayanın  geleceği olmaz,2- Klasiği olmayanın moderni olmaz.”(Hocaoğlu, a.g.d.)

   Türk toplumunda; bilhassa aydınlarımızda cari olan muhafazakârlık ile alâkalı değerlendirmelerini tekrar gözden geçirerek meseleye  bu zaviyeden bakmaları yerinde olacaktır. Ancak bu takdirde yeni fikir inşasına katkı mümkün olacaktır. Görünen o ki, yine meselenin çok  ihmal edilen tarafları vardır. Muhafazarkar Değişim nasıl olmalı sualine cevap aramaya devam edeceğiz.

 

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
Tekâmüldeki Değişim
Mehmet M. TURAN
Türkçülük, ne kadar millî?
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
Süleyman TUNA
Mahalli basın güçlü ise siz de güçlüsünüz
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön