YENİ FİKİR HABER

BAŞKANLIK SİSTEMİ *

29-03-2015

    Türkiye’deki idari mekanizmaların selahiyet ve mesuliyet sınırlarını tespit etmek o kadar güç ki; Tanzimat’tan itibaren tamamen dejenere olmuş ve halktan kopuk bir yönetim şekli ortaya çıkmış. Devletin mutlak hakimiyeti halkı kabuğuna çekilmeye zorlamış, katılımcılığını; olaylar karşısında göstereceği sivil tepkisini pasifize etmiştir.

BAŞKANLIK SİSTEMİ *

    Türkiye’deki idari mekanizmaların selahiyet ve mesuliyet sınırlarını tespit etmek o kadar güç ki; Tanzimat’tan itibaren tamamen dejenere olmuş ve halktan kopuk bir yönetim şekli ortaya çıkmış. Devletin mutlak hakimiyeti halkı kabuğuna çekilmeye zorlamış, katılımcılığını; olaylar karşısında göstereceği sivil tepkisini pasifize etmiştir.

   Recep Yazıcıoğlu’nun ifadesi ile: “Halk kesinlikle bugün sistemin dışındadır. En ufak bir tercih imkanı  halka verilmiyor. Buna mukabil  parti ve diktatörlükle idare edilen bir derebeylik şekli var.... Ben diyorum ki, bugünkü devlet  idari yapı halka yüktür. Olması gereken yerde değildir. Yasama, yürütme; merkezi idare, mahalli idare, yargı; bütün bu yapılar olması gerken yerde değildir. Yani, bu işin çivisi çıkmıştır. Herkes şikayetçidir... Ama, bunun nereden kaynaklandığı konusunda da pek fazla teşhis ve tespit beraberliği yoktur. Çok sathi kavramlar etrafında dönüp dolaşıyoruz.” **

    Türk idare geleneğinin “halk” için olma vasfı, günümüz Türkiye’sinin idare kademelerinden tamamen silinmiş; halkın bir “bakıcıya” muhtaç olduğu devamlı işlenmiş. Hazırcılığa alışan halk, üretmemeyi meziyet saymış; hakkıyla çalışana “sıra dışı” gözüyle bakılmıştır. Yani cemiyet ihtiyari bir tembelliğe sevk edilmiştir. Vasıfsızlaştırılmıştır (Ben buna modern kölelik diyorum). Devlet yönetiminin başına gelen idareciler tamamen devletçi zihniyete sahip oldukları için ve bunların hâlâ mesul mevkide müessiriyetlerinden dolayı; seçilmiş halk idarecileri gibi de olsalar “ihtilal” girdabının seçilmiş hakim güçleridir. Bunlar -sözüm ona- seçmenin oyu ile başa geçmiş, “derebeylerden”  farklı değildirler.

    Pekiyi, “cihanşumul” (global) değeri yakalamak; katılımcılığımızı âzami düzeye çıkarmak, içe kapalılıktan kurtulmak nasıl tezahür edecek?

   Bu sorunun cevabı çok basit: Devlet, asli vazifesine rücû edip; mahalli yönetimler güçlendirilerek;“devlet babalık yapmaktan” kurtarılmak suretiyle gerçek kimliğine bürünecektir.

    Devletin asli fonksiyonlarını yerine getirebilmesi ve Türkiye’nin hak ettiği yere ulaşması için gerekli şartlar:

    1- Başkanlık sistemine geçiş ve  mahalli yönetimlerin yetkice techiz edilmesi,

    2-Ekonomide, serbest iktisadi sisteme geçişin hız kazandırılması (Devletin düzenleyici rolü olmalı)

    3-Sosyal planda sivil toplum örgütlerinin etkin rolü,

    Başkanlık Sistemi; bizim Türk geleneğinde var olmuş bir sistemdir.

    Başkanlık sistemini “seçilmış padişahlık” olarak niteleyen ve bunu Türkiye için felaket olduğunu (olacağını) söyleyen Praf.Dr. Ersin Kalaycıoğlu’na (Aksıyon/Ocak’95) karşın, Recep Yazıcıoğlu ise bu sistemin çıkış noktası olabileceği yönde görüşler  ileri sürüyor.

    Karşı çıkanlar daha çok Latin Amerika örneğini gösteriyorlar. Halbuki unutulan hususun, bizim yönetim geleneğimizin örnek verilen ülkelerden farklı oluşudur. Yakın dönemdeki  totaliter tutumun bin yıllık geçmişimizi silemeyeceği bir hakikattır. Ki; Atatürk, İnönü, Celal Bayar ve Menderes dönemleri başkanlık sistemini çağrıştırır. (Buradaki bazı yanlış tutumlar sistemin özünü değiştirmez.) Son dönemde rahmetli Özal’ın fiili başkanlık sistemine geçme çabaları “devletçi” lerle çatışmasına sebep oldu.

    Müzakere edilen başkanlık sisteminin lehinde ve aleyhinde olanların mutlaka şartlara göre farklı yaklaşımları olacaktır. Zaten meselenin de özü buradadır. Tartışılmayan, üzerinde fikir yürütülmeyen bir modelin arzı beklenenin aksine menfi  neticeler verebilir. Bunun için meseleye muşahhas açıdan ele alır isek; Parlamenter Sistem ile Başkanlık Sistemi mukayese edildiğinde de görülücektir ki, artıların Başkanlık Sistemi içerisinde daha fazla olduğu görülecektir.  

   

                                               

  Parlamenter Sistem                                             Başkanlık Sistemi

    1-Kuvvetler ayrılığı kat’i                                  1- Yürütme ve yargı kuvvetleri arasında

    çizgilerle ayrılmamıştır.(İçiçe sayılabilir)         kat’i bir ayırım vardır.

    2-Yürütmenin başı başbakandır.                        2-Yürütmenin başı olan başkan yasama-                           

     3-Hükümet parlementonun güven oyuyla        nın güven oyuna muhtaç değildir.

    gelir, güvensizlik oyuyla gider.                         3-Başkan, bakanları yasama organının

    4- Parlamentodaki çoğunluk kavramı             içinden seçmez. 

    yasama ve yürütme organlarını bağımlı          4-Başkan hiç bir şekilde yasama organını

    hale getirir.                                                          fesh etme yetkisine sahip değildir.

    5-Meclisin feshedilmesi, seçimlere gitme

    yetkisinin Devlet Başkanlarına verilmesi

     parlemento sisteminin tahribatı demektir.

    İkinci nokta ise mahalli  yönetimlerin güçlendirilmesi: Bu da ancak yerel yönetimlere verilecek olan yetki ve sorumluluklarının artırılmasıyla olur. Yetki ve sorumlulukların artırılması da yetmez. Bunları uygulayacak olan idarecilerin özellikle valilerin konumu önemlidir. Atanmış valilerin; seçimle başa gelenlere nazaran daha az faal olduğu yönünde görüşler mevcudiyeti düşünülürse; faaliyetin katılımcılık, halkla içiçelik, meselelere halk nazarından bakmaları gibi telâkkilerin mühim bir yere sahip olduğu göz önüne alındığında, bu fikirlerin değerlendirilmesinde fayda vardır ( Bu noktada istisnaların kaideyi bozmayacağı âşikârdır). Seçimle gelmiş, ekseri reyleri toplamış olan bir valinin hem çalışma azmi artacak, hem de halk tarafından denetlenmesi sözkonusu olacaktır. Bu aynı zamanda halkın yönetime katılımını olumlu yönde etkileyecek ve artıracak, hem de seçtiği kişiyi sorgulama şuuruna sahip olacaktır. Yakın bir zaman sonra bu mülahazalar doğrultusunda müşterek bir noktada buluşulacağından endişe edilmemelidir.

    Ancak bazı çevrelerin en çok endişe duyup karşı çıktıkları nokta Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin etnik yapısından dolayı bazı mahzurların olabileceğidir. Yani bölünmenin gündeme gelme korkusudur. Halbuki, bunu önlemek çok basit: O da devletin burada  denetleyici ve kural koyucu  rolüdür.

    Valilerin seçilmesi konusunda karşı görüşe sahip olan biri de  rahmetli Recep Yazıcıoğlu’dur. O’na göre , “... valinin atanması, kadrosunun seçimle gelmemesi en doğru sistem. Bir şirketin genel müdürü seçimle mi iş başına geliyor? Şirketi yönetecek kişinin  uzman olması şartı arandığı halde, devlet şirketten daha mı az öneme sahiptir.” diyen Recep Yazıcıoğlu, valinin ihtisas sahibi olmasını ileri sürer.

    Bize göre valinin seçimle gelmesi en doğru olanıdır. Ancak seçilecek vali veya valilerin bazı hususiyetlere sahip olması gerekmektedir.

    1-Yüksek tahsilli olma şartı(Mesela hukuk, siyasal gibi).

    2-İdarecilik üzerine çalışmış (ihtisas) olması şartı aranmalıdır.

    3- En az bir lisan bilme şartı olmalıdır.

    5- Seçileceği bölgeyi çok iyi tanıması gerekmektedir.

    6- Mahalli gelenekler hakkında derinlemesine malumat sahibi olmalıdır.

    7-İdare etme, yöneticilik vasfı en önemli şarttır.

   *Bu makale 24.3.1995 tarihinde üniversite son sınıfta ya da mezun olduğumuz dönemde kaleme alınmış olup güncelliğine binaen köşemizde tekrar yayımlamayı uygun bulduk.

  ** Rahmetli Recep Yazıcıoğlu ile 22 Mart 1995 yılında Erzincan valiliği esnasında o zaman çıkardığımız Genç Akademi dergisi için yaptığımız  mülâkattan. 

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
Tekâmüldeki Değişim
Mehmet M. TURAN
Türkçülük, ne kadar millî?
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
Süleyman TUNA
Mahalli basın güçlü ise siz de güçlüsünüz
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön