YENİ FİKİR HABER

Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır

06-02-2016

Şehir merkezin de yer alan camilerin önünden geçerken bazılarının avlu giriş kapılarının biri üzerinde “cenaze kapısıdır park yasaktır” ibaresi yer alır. Bu yazıyı gördüğüm zamanlar içimi bir gariplik kaplar. Bir anda yapayalnız kalmış hissine kapılırım. Doğumhane kapısından başlayan hayat serüveninin cenaze kapısında son bulmakta olduğunun bir an farkına varmaktır. O an ki bu hissiyatın sebebi.

Şehir merkezin de yer alan camilerin önünden geçerken bazılarının avlu giriş kapılarının biri üzerinde “cenaze kapısıdır park yasaktır” ibaresi yer alır. Bu yazıyı gördüğüm zamanlar içimi bir gariplik kaplar. Bir anda yapayalnız kalmış hissine kapılırım. Doğumhane kapısından başlayan hayat serüveninin cenaze kapısında son bulmakta olduğunun bir an farkına varmaktır. O an ki bu hissiyatın sebebi.

 

Ne ilginçtir ki, bu iki kapı arasında pek çok kapı eşiğinde beklemiş durmuşuzdur da.  Asıl gerçek olanın hayatın başlangıcı ve sonu olan bu iki kapı da anlamlanmakta olduğunu, diğer kapıların da esasında bir anlam taşımadığını unutuvermişizdir…

 

Umut edilerek beklenilen iktidar sahiplerinin kapıların da, hacet kapılarında, devlet kapılarında, sevgilinin kapısında hayatı sıradanlaştırmışızdır.

 

Bugün, arada bir olsa da biz İstanbulluların önünden geçmekte olduğu Zincirlikuyu Mezarlığı’nın anıt kapısı üzerinde gözümüze batırırcasına yazmakta olan “Her canlı ölümü tadacaktır” ayeti bizlere asıl kapıyı göstermektedir. Ama yine de anlayana…

 

Yine de haksızlık etmemek lazım. O bir iki saniye bizleri bir uykudan uyandırır. Kapının ışığı bize bir göz kırpıp gidiverir.

 

Kapı deyip geçmemek lazım. O kapılar ki devleti temsil eder, ilahi kurucuya ulaşmamızı varmamızı sağlar, bir çağı açıp bir çağı kapatan fethin ardında girilen kapılar olur, tablolar da resmedilir.

 

Dersaadet Kapısı’dır. Bab-ı ali Kapısı’dır. Devletin ve bir imparatorluğun yönetim merkezidir. Bu kapıdan girebilen yönetmiş, o kapının gerisindekileri yönetmiştir. Bir çağı kapatan ve bir çağı başlatan Fatih yeni bir çağa Topkapısı’ndan girmemiş miydi?

 

Kapıların anlamı yitirildi. Mescidlerin, camilerin mihrapları vardı. Yanlar da sütunceli, boya ile bezenmiş iki yana açılan perdeliydi. Bunların her biri âlemlere açılan bir kapı idi. Boyalar silindi. Sütünceler anlamsızlaştırıldı. Kapılar da unutuldu. Manevi âleme açılan o kapılar kapandı. Bizler de sırlar kapısından medet umar hale geldik. Asıl kapıları yitirip. Sanal sırlar kapısı kurup medet umar olduk…

 

Sırlar kapısından medet umma, yeni uhrevi anlamlar yüklenen kapılardan biri. Ya keramet beklediğimiz, rızk kapısı zannettiğimiz, bizi şükrü unutturan belediye başkanlarının, genel müdürlerin, daire başkanların, müdürlerin, bakanların, müsteşarların, milletvekillerin kapı eşiklerinde aranan umut kapısı… Bu kapılar kibrin, egonun, insandan anlamazlığın, yavanlığın, sıradanlığın ve avamiyete pirim yapan kapılar değil miydi ki. Allah Kapısı’ndan uzaklaşıp bu kapıların eşiğine yüz sürerek nefsin kapılarını açmadık mı?

 

Artık farkında bile değiliz hangi kapıları açıp kapadığımızın. Kapılar karıştı, karıştırdık…

 

Edep ve erkân kapıları vardı. Haremlik selamlık kapıları dediler onlara. Biri tek kanatlı diğeri çift kanatlı idi. O kapıların tokmakları vardı. Her birinin ayrı bir sesi soluğu vardı. Bilirdin kim çalar bu kapıyı.

 

Artık kimin, kimin kapısını çaldığı bilinmez oldu. Artık çalınan kapılar. Makam ve mevki sahiplerinin kapısı oldu. Onları yitirdikleri zamanlara kadar çalınır oldu. Yitirenin vay haline o kapı ebediyen kapanır oldu. İnsanlığımız gibi…

 

Menfaat kapısı var hayatımızın taç kapısı oldu… Burs aldıkça, bizlere maddi menfaat sağladıkça çalınan o kapılar. Hocaların, hacıların kapıları çalınmaz oldu. Medyatik olmadıkça açılmaz oldu…

 

Kimse ilim için değil. Bu hocalar bana maddi ve mevkii olarak ne sağlar diye çalar oldu. Bu kapıları… İşte bu sebepten hayrını görmez olduk. İlim yuvaları entrika ve mevkii merkezlerine açılan kapılar oldu. İlmi ile amel etmeyenlerin kapısı oldu. Haset kapıları durmadan çalar oldu. İftira kapılarının zili susmaz oldu…

 

Gönül kapılarımız kapandı. İçtihat kapılarının kapanması gibi oldu…

 

Definecilerinin şuursuzca kazıları, tarihi tahripleri gibi gönül kapıları darmadağın edildi. Hız alamadık. Tarihi şehirlerin sur kapılarını, konakların avlu kapılarını, cümle kapılarını yıktık… Medeniyetin kapılarını darmadağın ettik… Yeni medeniyet kapısı kuracağız diye… Kapısız, sahipsiz kaldık…

 

Ne başkanlar, ne müdürler, ne akademisyenler, bilim adamları gördük kendi kapılarını ulaşılmaz sarp kayalar üzerinde gördüler. Emekli oldular, iktidarlarını yitirdiler, teneşir de kaldılar. Asıl kapının farkına vardılar. Kapıları çalmaz oldu. İşledikleri günahlar, iftiralar, gururları, aldıkları ahlarla, kibirleri ile baş başa kaldılar. Asıl kapının eşiğinde… Hiç akıllarına gelmeyen bu kapının eşiğinde… 

 

Kapalı kapıların ardında, adaletli olduk, ilmi teşvik eder olduk. Ümmeti Muhammed’den olduk… Olduk… Olduk… Olduk… Ah şu kapıların dili olsa…

 

Üzerinde “Edep Ya Hu” yazan kapı kalmaz oldu… Olanları da görünmez mürekkeple yazar olduk…

 

Bazı kapılar vardır ki. O kapıdan girenleri kıskanmayı unutur olduk. Kıskanmışımdır. O kapıdan içeriye girenleri. Kâbe’nin Kapısı’ndan kim girer ise, onunla ilgili bir haber okudum ise, girenleri hep kıskanır oldum.

 

Ahhh… Hasedimiz de bu kapı ile sınırlı kalsa… Gönül kapılarımızı onarabilsek yeniden ve yeniden inşa edebilsek.  Cemaatimiz ve akrabalarımız dışındaki diğer ümmeti Muhammed’e ardına kadar açabilsek… Bu ümitle gönül kapısının eşiğinde beklesek… Son kapıya kadar…

 

Ahhh bu kapıların bir dili olsa…

 

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
SULTAN MAHMUD’UN EĞİTİM FERMANI:
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
BİR DEVLET NE ZAMAN ÇÖKER?
Mehmet TURAN
RIZIK YİYEN, RIZIK VEREMEZ!
Özkan ÖZKAYA
Brexit’ten sonra sırada Fraxit mi var?
Gönül ŞAHİN MEZKİT
İstiklalimiz İçin....
Davut TÜRKKAN
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön