YENİ FİKİR HABER

''15 Temmuz günü belki yakında belki de gelecekte ulusal bir bayram günü olarak ilan edilebilir''

09-10-2016

İkibinonaltı senesi ülkemiz için gerçekten de büyük imtihanlarla dolu bir sene olarak kayda geçecektir. #15temmuz darbe girişimi ise bu olaylara damgasını vurdu. 

İkibinonaltı senesi ülkemiz için gerçekten de büyük imtihanlarla dolu bir sene olarak kayda geçecektir. #15temmuz darbe girişimi ise bu olaylara damgasını vurdu. Herkes bu konuda kalemini harekete geçirdi elbet, kimi en hararetli vatanseverlik duyguları ile, kimi en derin milli duyguları ile… yazılacak,söylenecek,çizilecek ne kadar çok şey var ise de, #15temmuz gecesi okunan Selalarda hepimizin bir olup yürekten dualarımızı ederken gözlerimizden süzülen yaşlar şahid oluyordu duygularımıza.

 

O günlerde gerek sosyal medyadan, gerek yazılı basından özellikle alman basınını yakinen takip ettim. Zira orada doğup büyüdüğüm ve mesleğim olan almanca öğretmenliğim/tercümanlığımdan dolayı diğer ülkelerden daha çok ilgilendiriyordu.

Ve bir alman kanalına rastladım, konu #15temmuz idi; konuk UETD Avrupa Demokratlar Birliği Genel Başkan Yardımcısı Av.Fatih ZİNGAL beyefendiydi. (Bu kimliğini sonradan öğrendim)

Sayın Fatih bey, o akıcı Almancası ile Türkiyemizi öylesine savunuyordu ki; röportajı dinlerken  ağladım. Neden mi? Almanya’da böyle bir Vatanseverimizin Almanlara ve Türk olup da almandan daha alman olanların karşısında böyle de bir vatandaşımızın olduğunu görmek gurur vericiydi. Kendisiyle hemen iletişime geçip bu röportajı yayınlamak istediğimi ve tercümesini yapmaya hazır olduğumu söylediğimde, gayet nazik bir şekilde bu talebimi kabul edip, yayınlanmasından mutluluk duyacağını söyledi.

O günlerde herkes bir şeyler yazıyor, yayınlıyor ve okuyordu. #15temmuz gelecek de birliğimizin zaferi olarak anılacaktır. . Allah; devletimize ve milletimize zeval vermesin!

Röportajı aynen aşağıda yayınlıyorum. Sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim.

Moderatör: Vur de, vuralım. Öl de, ölelim.

Fatih Zingal: Şu an insanların yüz binlerce, milyonlarca sayıda sokağa çıktıklarında söyledikleri

bazı sloganlardan alıntı yaptınız. Bu söylemleri şu açıdan değerlendirmek lazım ki,

insanların birebir yaşadığı askeri darbe kalkışması onlara çok yüksek derecede

duygusal bir durum yaşattı.  Türkiye’nin tarihinde bir çok darbe olmuştur. Sayı

olarak 3 tane, bir kaç tanede muhtıra ile gerçekleşen darbe. En son darbe 1980

yılında gerçekleşti ve 650.000 insanın hapse atılmasına, kısmen işkence görmesine,

kısmende öldürülmesine neden oldu. Geçmişte yaşananlar Türk insanının hafızasına

ve bu korkunç şeyleri unutmadılar. Darbeyi yaşayan tüm yaşlı jenerasyon ve

onlardan aktarma ile bilgilenen genç jenerasyon o vakitten itibaren bir daha böyle

bir kalkışmanın, böyle bir askeri darbenin Türkiye’de yaşanmaması için and içtiler,

buna izin vermemek için söz verdiler. Ve aradan 36 yıl geçtikten sonra ciddi anlamda

sokaklarınızda panzerler gördüğünüz zaman, üstünüzden F 16 savaş uçaklarının ses

hızıyla geçtiğini duyduğunuz zaman ve savaş helikopterlerin sivil insanlara ateş

ettiğini gördüğünüz zaman, insanların içinde oluşan korku o kadar büyük olur ki,

böyle duygusal ortamlar doğuyor ve bahsettiğiniz söylemler gerçekleşebiliyor.

Moderatör:Ozaman çoğunluğun artık sakinleştiğini ve Seyran hanımın bahsettiği diğer

değişik fikirde olan ve temsil edilmediklerini hisseden insanlara karşı daha açık

yüreklilik ve anlayışın hakim olduğunu diyebilir miyiz?

Fatih Zingal:Ben bu tespitin doğru olduğunu pek sanmıyorum. Ayrıca şahsen askeri darbenin

birinci etabı ve belki bugün, yani hemen hemen bir hafta sonrası, arasında bir ayrım

yapılması gerektiğini düşünüyorum. Birinci etapta, yani 15 Temmuz darbe gecesinin

16 Temmuz sabahına bağlayan zamanda halk kararlı bir biçimde sokağa çıktı. Bu

muhalif insanları da kapsadı, örneğin Kemalist CHP’lisinden, HDP’lisine ve

ülkücüsüne kadar fark etmeksizin herkes omuz omuza sokaklara döküldü.

Öyle resimler var ki, bir başörtülü kadını tamamen dövmeli bir insanin yanında

görebilirsiniz, ikisi de „biz halkız“ diye birlikte gösteri yapıyorlar. Bu resimler şu an

medyada paylaşılmakta, ama maalesef alman kamuoyunda bunu göremedik, pek yer

bulmadı. Ve bu nedenden ötürü bir çok kişi bir şans yakalama peşindeydi.

Ben bir konuya daha değinmek istiyorum. O gece sayın Erdoğan halkına ilk kez

hitab ettiğinde, bunu CNN Türk adlı televizyon kanalıyla yaptı. Ve sayın Erdoğan

ile CNN Türk’ün o vakite kadarki ilişkisi, diplomatik bir dille söylemek gerekirse,

gergindi. Ve kendisi bu darbe kalkışmasından sonra tüm medya kuruluşlarına

üstüne basa basa şükranlarını sundu. Tüm halka teşekkür etti. Muhalefet liderleri

sayın Kılıçdaroğlu ve MHP’den sayın Bahçeli, Binali Yıldırım bey ile ortak bir

bildiriye imza attılar. Parlamentoda, ve buna HDP’de dahil, tüm siyasi partiler ortak

bir bildiri yayınladı.

Moderatör: Ama bu durum bir vakitten sonra bambaşka bir şeye bürünmedi mi? Çünkü şu an

bize verilen izlenim sanki sayın Erdoğan ülkedeki insanları birleştirmek ve barıştırmak için elde ettiği şansı kitlesel tutuklamalarla kaçırdığı yönde. Bizde biliyoruz ki ülkede uzun zamandan beri bir kutuplaşma ve ayrışma var. Bu tutuklamalar insanlarda bir korku bırakmıyor mu?

Fatih Zingal:Durumun nasıl gelişeceğini hep birlikte göreceğiz. Bende gerçek anlamda

o şansı görüyorum. Geçmişte kutuplaşmanın gerçekten fark edildiği halkın şu

an prensipte birleştiğini izleyebiliyoruz. Ama bahsettiğim gibi, medya ve

hükümet partisi Ak Parti’nin, yada olayı bir kişiye bağlamak isterseniz, medya ve

sayın Erdoğan’ın arasındaki ilişki gergindi. Bu durum sanki şu an normalleşmeye

gidiyor gibi.

Moderatör:  Ve şimdide olağanüstü hal mevcut.

Fatih Zingal:Evet, ama bunun anormal bir durum olduğunu düşünmüyorum. Şunu görmelisiniz ki

örneğin Fransa’da OHAL mevcuttu ve bu durum Nice şehrindeki 84 ölülü bir terör

saldırısından dolayı şimdi altı ay uzatıldı. Türkiyede F16 savaş uçakları havalandı,

panzerler sokağa çıktı, yani çok daha dramatik bir durum. Bu arka planı göz önünde

bulundurursak, bence 3 aylık bir OHAL pekte garipsenecek bir durum olmamalı.

Fatih Zingal:(Kafası kesildiği iddia edilen asker hakkında) Bahsi geçen asker ile kısa vakit önce röportaj gerçekleştirildi. Gerçektende Pazar gününe kadar bu askerin resmi sosyal medyada dolanıyordu. Ama şimdi bu haberin yanlış olduğu anlaşıldı ve sözde kafası kesilen asker ile bir röportaj

gerçekleşti.

Seyran Ates: Peki o askerin cesedinin üstünde yatan baba ilede röportaj yapıldı mı?

Fatih Zingal: Röportaj yapılan askerden mi bahsediyorsunuz?

Seyran Ates :Evet.

Fatih Zingal: Ben yanlış resimlerin dolandığını söylemiştim.

Seyran Ates: İşte bakın, siz bu sahte resimlerin olduğunu söylüyorsunuz…

Fatih Zingal:.. ama bu asker ile röportaj yapıldı. Konudan sapılıyor şu an.

Moderatör:Sayın Zingal, sıra sizde, buyrun. (Seyran Ateş araya giriyor)

Fatih Zingal:Şimdi sıra bende Seyran hanım…

Seyran Ates:Hayır, ben daha sözümü bitiremedim. (Fatih bey için) Beni sonuna kadar

konuşturmadı.

Moderatör: (Seyran hanıma: ) Fatih beye söz hakkı tanımamız lazım.

Fatih Zingal: Bende bu konu hakkında bir şey söylemek istiyorum. Sözlerimize başlamadan

önce bizlere soğukkanlı bir duruş tavsiye ettiniz ve aynı anda burada bir

yanlış haberi aktarıyorsunuz, sözde kafası kesilmiş olan bir askerden mesela.

Bu yanlış apaçık şekilde ortaya çıkmıştır ve bazı insanlar şu an maalesef Türkiye’de bir iç savaşı körüklemenin peşinde. Ve bizde şimdi kalkıp kamuoyunda bu yalan resimler ve haberleri gerçek diye takdim edersek, o zaman bu hedefe destek vermiş oluyoruz. Ve bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Bunu yapmamalıyız ve söylediğiniz gibi soğukkanlı şekilde hareket edip, gerçeğin ne olup olmadığına bakmalıyız.

 

Moderatör:Bu iç savaş konusunda konuşmak istiyorum. Bu beni ilgilendiriyor. Aradaki

uçurumlar ne kadar derin? Etnik gerginliklerin taşması konusunda endişelenmemiz

gerekiyormu?

 

Fatih Zingal: Asla. Türkiye’deki manzaraya dikkat ederseniz, darbe kalkışmasının olduğu geceden

itibaren Türk halkı sokaklarda. Her gece.

Moderatör: Peki sokakta olanlar tüm Türk halkımı?

Fatih Zingal: Halkın büyük çoğunluğudur ve zaten orada olanlar Türkiye’deki asıl yeniliktir. Biraz

evvel geçmiş darbelerden ve oluşmuş olan korkulardan bahsetmiştim. Bunun insanların hafızalarına kazındığını belirtmiştim. Ve şu an bir Türk televizyonunu açıp baksak, ki anlamanız bile gerekmiyor, sadece herhangi bir kanali açıp bakın, örneğin hükümet karşıtı bir kanalı, oradaki resimlere bakınız. Yüzbinlerce insanın sokakta olduğunu ve sabahlara kadar şarkılar söyleyerek durduklarını göreceksiniz.

Seyran Ates: Bana izleyebilecegim bir tane hükümet karşıtı yayın söyleyebilir misiniz?

Fatih Zingal: CNN Türk bakabilirsiniz?

Seyran Ates: Okey.

Moderatör: Nereden güvenilir bilgiler elde edebiliriz? Şu an güvenilir bilgi elde edinebilir mi?

Fatih Zingal: Benim şahsen ilgi duyan herkese tavsiyem, şu an Türkiye’ye seyahat etmeleri ve

orada ki atmosfere kendilerinin şahit olması. Ve şundan o kadar eminim ki, Türkiye’ye

Seyahat edenler, şu an Almanya’da medya üzerinden iletilen atmosferin tam tersine şahitlik edecekler, zaten en büyük sorunda bu ya. Burada tartışırken de Türkiye’de ki sivil halkın başarısını inkar ediyoruz. Bunun hakkında hiç konuşmuyoruz, belki en fazla bir dakika konuşacağız ve akabinde bu olayın etkilerine geçeceğiz. Etkiler hakkında da konuşmak gerekiyor tabi ki, bunu tartışmak istemiyorum, ama şundan o kadar eminim ki. Eğer buna benzer bir olay herhangi bir ülkede olmuş

olsaydı, o zaman günlerce „demokrasi çok yasa“, „demokrasi kazandı“ türünde haberler okuyor olacaktık. Benim şahsi fikrim, #15 Temmuz günü belki yakında belki de gelecekte ulusal bir bayram günü olarak deklare edinilebilir. Türkiye’deki atmosferde budur ve malesef bu hissiyat burada çok kısa şekilde geçiliyor.

Fatih Zingal:(Türkiye’de) İddia ettiğiniz saldırgan atmosferi ben şahsen hissetmiyorum.

Ben şunu algılıyorum ki, malesef yanlış şekilde medyaya servis edilen bilgileri burada sadece tekrarlıyorsunuz. Var olmayan çok basit örnekler cımbız ile alınıp…

Seyran Ates:Oradaki insanlarla konuşuyorum ben.

Fatih Zingal:… ve bu örneklerde burada sunuluyor. Ve şimdi herkesin „Türkiye’de korku ve endişe hakim“ havasına kapılmasını istiyorsunuz. Bu var olan ortam değil.

Seyran Ates: Ama ben oradaki insanlarla konuşuyorum.

Fatih Zingal: Darbe kalkışmasının akşamında Almanya’da bir haber yer aldı. O haberde

Erdoğan’ın Almanya yolunda olduğu ve burada siyasi sığınma talebinde bulunacağı iddia ediliyordu.  Bunu yazan Focus dergisiydi, herhangi bir basit gazete değildi.

Moderatör: Darbenin sorumlusu Gülen hareketimi? Lütfen çok basit cevaplar veriniz.

Fatih Zingal:Çok basit cevaplar mevcut. Devlet içinde paralel bir yapının oluşturulma tehlikesi, Erdoğan'dan beri söz konusu olan bir durum değildir. Bundan onlarca yıl öncesine dayanan bir konudur. Fethullah Gülen’in bir videosu mevcut. Orada kendi müritlerine „devletin kılcal damarlarına kadar sızmalı ve kudretinizin pekiştiği zaman gelinceye kadar orada beklemeli ve kontrolü

kendi elinize almalısınız.“ Ve şu an oluşan durumda aynen budur.

Az önce eğitim kurumlarından ve şu an işlerinden atılan öğretmenlerden bahsetmiştik. Buna da biraz daha açıklık getirmek gerekiyor. Bu hareketin müritleri gerçekten devletin en üst mertebelerine kadar sızıp tutunabilmişler ve şu an nasıl yaptıkları ortaya çıktı. Türkiye’de üniversitelere girebilmek ya da

memur olabilmek için merkezi sınavlar var ve bunları kazanmak gerekiyor. Şimdilerde bu sınavların sonuçlarının önceden bu hareketin üyelerine aktarıldığı deşifre oldu. Böylelikle çok yüksek mertebelere ulaşma imkanları oldu. Yargıda, güvenlik güçlerinde, askeriyede...

Fatih Zingal:Ufak bir itirazım var. O (Erdoğan için) bu hareketin üyelerini istediği yere yerleştirmedi. Bunu hareketin üyeleri bahsettiğim merkezi sınav sonuçları sayesinde kendileri başardılar. Ve şu noktada haklısınız, Erdoğan bu paralel yapılanmanın gücünü küçümsedi bunu da sözde yolsuzluk iddialari sırasında farketti.

Alan Posener:Bunu bu noktada ayırt etmek gerekiyor.

Fatih Zingal:Burada size katılıyorum sayın Posener ve bu konuda şunu eklemek gerekiyor.

Çünkü Almanyada darbe sonrası hemen ikinci günde nasıl olurda 3.000 insan yargıda birden tutuklanabilinir sorusu gündemde. Belki bu hususun arka planını biraz aydınlatmak gerekiyor. Darbe kalkışması neden şimdi gelişti? Şunu bilmemiz gerekiyor ki, Ağustos ayında Yüksek Askeri Şura’nın

toplantısı olacaktı. Bu Yüksek Askeri Şura’nın görevi askeriyedeki personelin emekliye ayrılması, ordudan atılması veya terfi etmesi gibi şeyleri kapsamaktadır. Ve tabi ki de bazı personel bu Şûra’nın hedefindeydi, çünkü şüphelilerdi. Bazı personellerin Gülen hareketine mensup oldukları ve bu paralel devlet yapılanmanın bir parçası oldukları kesin olarak biliniyordu. İşte bu kişiler Ağustos ayından sonra Ordudan atılmış olacaklardı. Darbeyi gerçekleştirmek için son fırsatı değerlendirmek istedikleri tahmin ediliyor.

(Moderatör araya girmeye calisiyor)

Bi dakika, bi dakika, tamda bu noktaya doğru ilerlemek istiyordum. Yargıya gelince.

Buna benzer soruşturmalar tabi ki de yargıda yürürlükteydi. Bir çok yargı mensubuna yönelik şüphe vardı. Onlarında belirli bir şekilde bu paralel yapının mensubu ve bu örgütleşmenin bir parçası oldukları tahmin ediliyordu. Tabi ki açığa alınan 2.800 yargı üyesinin hepsi bu harekete üye değildir. Bu çok açık.

 

Moderatör: O zaman kısaca tekrar askeriyeye dönelim.

Fatih Zingal:Darbe kalkışmasından 48 saat sonra sayın Erdoğan devlet olarak duygusal

davranmayacaklarını, rasyonel davranmaları gerektiğini, her şeyin parlamentoda görüşülecegini söyledi…

Seyran Ates:…Ama daha dün TV’de dedi („idamın onayı hakkında“)…

Fatih Zingal: Ayrıca mülteci anlaşmasınıda askıya alacağı söyleniyordu. Bunuda yapmadı.

Bu söylemleri derinlemesine araştırmamız gerekiyor. Ortada bir kavga üslubu var, bu güzel değil. İtiraf ediyorum. Ama ortada yanlış anlaşılan bir üslub var. Ama sonuca bakmamız gerekiyor.

Moderatör:Evet bu da beni ilgilendiriyor.

Fatih Zingal: Sayın Erdoğan „Avrupa’ya tüm mültecileri göndereceğim“ derse ve bunu yapmazsa, o zaman burda bir sorun aramak gerekmez.

Moderatör: Erdoğan şu an ne kadar güvenlik sağlıyor?

Fatih Zingal: Sayın Erdoğan güvenliği sağlamak mecburiyetindedir .

Moderatör: Bunu gerçektende yapıyor mu, sorum bu?

Fatih Zingal:Tabi ki de yapıyor. Erdoğan ve ailesine hakaret eden o kadar çok hükümet karşıtı

gazeteler ve dergileri var ki, malesef bunlar bu ülkede (Almanya’da) görülmüyor.

Moderatör: Buna rağmen genel yayın yönetmenleri işten çıkarıldı

Fatih Zingal: Ama bunlar genel yayın yönetmeni olduğu için işten çıkarılmadılar, Kanuna aykırı davrandıkları için işlerine devam edemediler.

Seyran Ates: Can Dündar?

Fatih Zingal: … nedir bu kanun? Devlet sırlarını ifşa etmek. Ve burada bir şey söylemek istiyorum.

Evet! Herkes demokratik bir ülkede, yargının egemen olduğu demokrasilerde hiçbir baskıya maruz kalmadan fikrini özgürce beyan edebilmelidir. Bu konu hakkında hiç tartışmaya gerek yok. Ve ben şunu düşünüyorum ki, Türkiye şu an üç aylık bir OHAL durumunda ve bu dönemde kendini ıspatlaması gerekiyor.Ve aynı anda sayın Erdoğan kimsenin kişisel özgürlüklerinin kısıtlanacağı hissine

kapılmaması gerektiğini söyledi. Bunu OHAL çağrısından hemen sonra dedi.

Moderatör: (İdamın gelmesi durumunda, AB ile müzakere sürecin tamamen durmasıyla alakalı)

Bunu risk eder mi? Avrupa Birliğiyle müzakereleri tamamen koparır mı?

Fatih Zingal: Ben Türkiye’de yaklaşık 15 sene önce kaldırılan idam cezasının tekrar geri

getirilmeyeceğinden çok eminim. Bu konuyu darbe kalkışmasını göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekiyor. Halk tarafından gelen bu istek değerlendirilecektir. Bu konunun parlamentoda tartışmaya açılmaması bile beni şahsen hiç şaşırtmaz. Ama meclis bu konuyu işlerse,

sonucun idam cezasının geri gelmemesi olacaktır. Bunu tüm Türkiye uzmanları bilir. Ben şahsen idam cezasının geri geleceğine ihtimal vermiyorum ve bu nedenden dolayı da burada bu konuyu konuşmamız gerektiğini düşünmüyorum.

Fatih Zingal: Erdoğan bundan dolayı neden güç kaybetsin? Güç zaten Erdoğan’ın elinde. Bu güç seçimden seçime büyüyor. Erdoğan herhangi bir büyük tartışma ya da ayrı görüşte her zaman seçim sandığını işaret ediyor. Halkın büyük bir kısmı arkasında olduğunu çok iyi biliyor.

 

Kaynak: Das Erste – ARD alman kanalı, AnneWill ‘Putschversuch in der Türkei’ 17.07.2016/21:45

 

 

 

Gönülden vesselam….

Etiketler: 15 Temmuz, zafer, kahramanlar,darbe girişimi
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
İdareci mütevâzi olursa millî ve yerlidir
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
İslam Adâletinin Kalpleri Fethi
Mehmet TURAN
Türkçülük, Millî ve Milliyetçi olursa yerlidir
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön