YENİ FİKİR HABER

Müslüman-Türk Gençliğine;

19-10-2016

Müslüman-Türk Gençliğine;

-Bilhassa Üniversite Gençliğine-

Müslüman-Türk Gençliğine;

-Bilhassa Üniversite Gençliğine-

Değerli gençler;

Cenab-ı Hakk, niçin Resulullah Efendimize (sav)  “İkr’a”diye hitap buyurmuş da,”Tîlâvetûn”  diye hitap etmemiştir? Bunun üzerinde biraz düşününüz.

  Bir topluma, fikirler; yani aydın diye bilinen münevver tabakanın fikrî birikimi  şekil verir.

 Ülkenin ve dünyanın yön alması, pusulasını doğru bir şekilde  bulup takip etmesi fikri hareket sayesindedir. Düşünce gücünün zayıflığı veya kuvvetli oluşu; fikri  birikimin kalite ve kantitesinin  yüksekliği veya düşüklüğü o milletin  dünya üzerindeki hakimiyetinin ya da mahkumiyetinin ölçüsüdür.

 Dolayısıyla düşünce hayatının temeli, üniversitedir.

 Bu sebeplerden dolayı  iyi bir üniversite mezunu olmak ve sosyal hayatın dinamikliği  fikri birikim ile mümkündür.

Fikri birikim nasıl olacaktır?

Okumak…okumak…okumak…

Şuurlu okumak..

Okumayan bir milletiz..

Okuma özürlü insanlardan teşekkül eden  bir nesle sahibiz.

Gelişmiş ülkelerdeki kişi başına düşen yıllık ortalama kitap sayısı % 25 ile % 47 arasında değişirken, bizde %..1 (on binde bir)’dir.

Bu hale kötü demek; iyimser bir görüştür.

Siz değerli gençler, hayatta başarılı olmak; güçlü kişiliğe, kudretli bir geleceğe sahip olmak istiyorsanız, bilinçli bir okuma hastalığına tutulmak mecburiyetindesiniz

Boş zamanlarını değerlendiren bir safsatanın ve değersiz bir anlayışın dışına çıkarak; okumanın idrakine vararak okuma telakkisini baş tacı yapmanın ana fikir olması işin aslı, esasıdır.

Okumayı  hayatın bir parçası değil, ana  eksen yapmadığınız  müddêtçe başarılı olmanız, kızılelmayı hedeflemeniz  mümkün değildir.

“Bir Müslümanın sadece “dinî” eser okur, bunun haricinde başkaca kitaba lüzum yoktur” şuursuzluğundan vazgeçmesi; işin temelidir.

Pekiyi, şuurlu okumak nasıl olmalıdır?

Müslüman-Türk gencinin şuurlu okuması ve fikri birikimini teşkil ettirebilmesi için tavsiyelerimizin ana hatlarını şöyle sıralayabiliriz.

1-İslam tarihini  genel hatlarıyla okumak ve hazmetmek;

2-Selçuklu ve Osmanlı Tarihini genel hatlarıyla  bilmek;

3-İslam’dan önceki Türk tarihini genel hatlarıyla bilmek;

4-1839 Tanzimat’tan  başlayarak Cumhuriyet tarihini  çok iyi bilmek.

Bunun yanı sıra günlük en az iki gazete, haftalık ez an iki dergi, aylık , iki aylık  dergilerden  okumak; bunları müzakere etmek; internet cenderesinde boğulmadan zehirli fikirleri ayıklayarak takip etmek;

Bundan sonraki safhalarda  bal arısı gibi bütün fikirlerden bal özü alarak fikrî birikimi teşekkül ettirebilirsiniz.

Değerli arkadaşlar;

Eshab-ı Sofa- Nizamiyi Mederesi- Enderun  Eğitim Sistemi’nden günümüze Hakiki Eğitim Sistemi silsilesinin şuuruna vakıf olarak Sahih Geleneğine müdrik bir anlayışla birlikte;

Tahsil hayatınızı vasıflı olarak tamamlayınız.

Zamanınızı; mekana hapsetmeden nakde dönüştürünüz..

Kıymetli gençler;

Üniversitede saygı görmek istiyorsan; oku..

Fikrinde güçlü olmak istiyorsan; oku…

Hurafelerden, şehir efsanelerinden kurtulmak istiyorsan; oku,,

Hal ve istikbale emin adımlarla yürümek istiyorsan; oku…

Fikren, fiilen, amelen sabit olmak istiyorsan; oku…

Kökü ezelde, dalı ebedde bir milletin ferdi olmak istiyorsan; oku..

    Öyleyse değerli gençler;

  Misyon ve vizyon nesli nasıl teşekkül edecek? Misyon ve vizyon nesli kimdir?

 Misyon ve vizyon nesli, seciyeli (karakter) ve meziyetli bir neslin donanımlı, hazır kıta  halinde vazifeyi deruhte etmesidir. Karakterli ve meziyetli neslin en müessir(etkili) şubesi vazife şuuru ve sa­dakatidir. Şuurdan ve sadakatten mahrum olan nesil; bakıma muhtaç halde yaşayan bitkilere benzer. Bitkiye suyu ve gübresi verilince yeşerir; verilmeyince naçar vaziyette hazin sonunu bekler. Bu gibi, başkasına muhtaç olan insan, ihtiyaç duyduğu şeyi almak mecburiyetinde olunca -namert dahi olsa- uzatılan yardıma bîgâne kalamaz. Halbuki Müslüman-Türk genci, köklerini su kaynaklarına doğru uzatmayı bilmeli, aradığı ve muhtaç olduğu mefkûreyi yüksek şuuruyla tesis edebilmelidir.

  Müslüman-Türk genci, millî bütünlük, gelişmiş­lik ve insanî kıymetler adına kendi uhdesine tevdi edilen vazifeyi mukaddes kabul etmelidir. Mukaddes vazifeyi noksansız bir şekilde yerine getirme ahd ve ceht içinde olduğunu tevdi edenlere karşı fiilen ispat etmelidir. Bu vazifeyi yerine getirirken kendi muhasebesini yapmalı; muhasebeyi de millî ve manevi değerler zeminine oturtmasını da bilmelidir. Muhasebesini yapamaz veya muhasebeyi kendi takdirine göre icraya kalkışırsa çok sesliliğe işarettir ki, misyon ve vizyon neslinde buna yer yoktur. Bu, dağınıklık demektir. Ayrılıkta  zahmet vardır, esaret vardır, ithal fikir ve işgale davetiye vardır.

 Müslüman-Türk genci, kendi doğrularından; “bana göre böyledir” gibi fikirlerden uzak olmalıdır. Bunun yerine menbaını Mukaddes Değerler’den almış bilgi ve becerilere -ecdadının mukaddes emanete sahip çıktığı gibi- dört elle sarılmalıdır. İnanç değerlerine ters düşüncelerden ırak bir telâkkîyi daima gözetmelidir. 

    Kıymetli kardeşlerim;

  Şuurlu misyon ve vizyon nesli,, “Bana necilikten”, “Bunda benim ne gibi menfaatim var”, “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”, “Her koyun kendi bacağından asılır” gibi Siyonist-Materyalist anlayıştan zinhar uzak duracaktır. Yani, Müslüman-Türk genci, “Egoizm”i hayatın hiçbir aşamasında dost edinmeyecektir. Bu gibi fikirlerden uzak durduğu gibi, vazifesinde milli bütünlük ve hürriyeti için “geçmiş-hal-gelecek” dengesini tesis edecektir. Bu hal üzere bazı kayıpları gözardı etmeden; bunun mukaddes bir dava olduğu müdrikliğinde; umumi menfaati, hususi menfaate tercih edecektir. Umumun menfaatindeki inceliği idrak ederek; yani “cemaatteki ruhu” bilerek hareket noktasını ve rotasını ona göre tayin edecek. 

   Çok değerli genç kardeşlerim;  

   Müslüman-Türk genci, âdeta bir ahlâk abidesi, millî ve yerli olmak mecburiyetindedir. Bunun aksi; taşıdığı mükemmel tarihî ve millî değere, hep ahlakî üstünlükle ayakta kalmış ve bu­lunduğu insanlık mevkîsini hak­ketmiş ecdadına, daha önemlisi, en mükemmel din olan İslâm'a ve onun eşsiz ahlâkıyla ahlâklanmış Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e ihanet olur. O’nun Vâris-i Nebisi’ne sırt çevrimek olur. Nasıl ki cemiyetler ahlâksızlıkları neticesinde hak ile yeksan olmuş, devletler tarihe gömülmüşse, ademoğlunu da beşeriyet arenasında zelil ve rezil eden, köleleştiren, nâmerde el açtıran ahlaksızlıktır.

Bu milletin yegane ümidi olan sevgili gençler;

Mukaddes dava şuuruna sahip misyon ve vizyon nesli olmak istiyorsanız, her şeyden önce sahih gelenekle yoğrulmuş irfanla, kültürle ve İslâmî kaideler ölçüsüyle ahlaklanmalısınız. Şeref, kendisinden taviz verilemeyen en önemli hususiyetlerdendir. Şerefsizce ayakta kalmaktansa, şerefli can vermek üstün insanların özelliği ve şiarıdır.

  Hizmet adamı, kendine istemediği, başkalarına reva gör­mediği ve egosunu yendiği müddetçe ahlâklıdır. Asla yalan söyle­mez; çünkü yalan söylemek yap­rak gibi esen rüzgara göre şekil alır. Doğruluktan taviz vermemelidir. Toprak gibi ağır, vakur, toplayıcı, verimli, kucaklayıcı ve şefkatli olmalıdır. “Halka hizmet Hakka hizmettir " prensibini şiar edinmelidir

   Kıymetli gençler;

 Millî şuuru olmayanların dava şuuru da olmaz, olamaz. Dava şuuru, bilinçlenmekten geçer. Bilinçli bir nesil araştırmakla meydana gelir. Araştırmak da okumakla mümkündür. Okumak ise doğruyu, güzeli bilmekle olur. Bilmek, ilim ile mümkündür. İlim ise ilk emir olan “İkr’a”(oku) emr-i fermanıyla vahiy geleneğinin imbiğinden süzülerek  bizi biz yapan  mukaddes kıymetlerimize sımsıkı sarılmak ile olur. Vermeyi daima şiar edinmiş bir neslin vücuda gelmesiyle dava şuuru teşekkül eder.Millî hasletlerin bütün benliğimize nakış nakış nakşedilmesi neticesinde fiili olarak tezahürü ile mümkündür.

   Dâvâ şuuru,“Hizmet muvaffak olsun da, varsın bizim yerimiz caminin pabuçluğu olsun” mefkûresi, gerçek mânâda baştacı edilmesiyle mümkündür. Bu veciz düsturu serlevha ederek hayata bakışını yönlendiren, vizyonunu ve misyonunu bu prensip doğrultusunda çizen bir neslin, Müslüman-Türk ruhunu; yani millî şuuru yeniden tesis etmesi kabildir. Böylece, dalga dalga, içte ve dışta; bütün yeryüzü sath-ı mahallinde bu misyonu yüklenecek ve yüklenme cehdi ve gayreti içinde olacak siz gençlerin yeniden o ruhu diriltme “Kızıl Elmanız”, hayalden gerçeğe dönüşecektir.

   Yaklaşık bir asır evvel karanlığa kızıp terk-i diyar etmektense; bir mum yakarak; mukaddes nuru yaymanın gayretini bütün benliğinde hissetmiş ve bunu  evvela kendi içinde; daha sonra dalga dalga,özden çevreye doğru yayarak; dağ-taş, dere-tepe demeden; yaz-kış durdurak bilmeden; varlık yokluk nedir anlayışını terk edip, dava şuurunun yeniden inşasının ve ihyasının temellerini atan bir anlayışın; artık, ümidvar olduğumuz nesli gördüğümüz şu zamanda bu ideali ehemmiyetine göre hayata geçirecek memuriyetler sizlerin sırtlarınızdadır. Bu uğurda mücadele verilmesi  hepinizin ve hepimizin vazifesidir. Herkes sorumluluğunun bilincinde olarak  vazifesini yerine getirirse; sahasında en iyisi olmanın gayretiyle çalışırsa, dâvâ şuuru teşekkül etmeye başlamış demektir. Mes’uliyetimizin idrakiyle hareket ettiğimiz müddetçe; birer aksiyon  adamı olarak; Necip Fazıl’ın dediği gibi: “ Surda bir gedik açtık, Mukaddes mi mukaddes; Ey kahpe rüzgar ne yandan esersen es” rahatlığıyla iki cihanda saadete ereceğinizden endişeniz olmasın.

  Misyon ve vizyon nesli dava  şuurunu hakiki mânâda bütün benliğine ilmek ilmek nakşetmiş ve bunu dâvâ şuuru içinde meczetmiş bir anlaşıyın müdrikliğinde olmanız ümidiyle…

  Bu mukaddes davanın şuurlu birer ferdi olmanız temennisiyle..

  Ve, Cenab-ı Hakk’tan bu ümid ve temennilerinizi hayatınızda tatbik etme imkânını bahşetmesini dileklerimle…

 Cenab-ı Hakk,bütün şuurlu dualarınızı ve dualarımızı kabul etsin.

Allah( cc)’ a emanet olunuz.

Etiketler: Müslüman-Türk Gençliğine;
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
İdareci mütevâzi olursa millî ve yerlidir
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
İslam Adâletinin Kalpleri Fethi
Mehmet TURAN
Türkçülük, Millî ve Milliyetçi olursa yerlidir
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön