YENİ FİKİR HABER

HAYATİ SINAV

01-12-2016

HAYATİ SINAV

Geleceğimizi emanet edeceğimiz, yarınımızın teminatı yavrularımızı yetiştiren, hayat güneşi öğretmenlerimizin gününü kalbi duygularımla kutlar, sağlık mutluluk ve huzur diliyorum.

23 Kasım ve 24 Kasım 2016 tarihlerinde Ortaokul 8. Sınıf öğrencilerimiz Temel Eğitimden Orta Öğrenime Geçiş Sınavına girdiler. Hemen hemen bütün öğrencilerde tatlı bir heyecan ve endişe vardı. Sınavı düşündüğümüzde bu heyecan ve endişenin olması olağan bir durum.

Çocuklarını sınava getirip sınav bitimine kadar okulun önünde bekleyen ilgili anne- babalar vardı birde. Öğrencilerin bitirdiği her sınavdan sonra çocuklarda olan heyecan ve endişenin çok çok üstünde bir merak ve endişe vardı. İlk soruları hemen hemen “Nasıl geçti?” oluyor. Bu sorunun peşine gelebilecek cümleler, öğrencileri rahatlatmaktan çok uzak olduğu gibi çocuktaki kaygı düzeyini yükselten cümleler.

Buradan şu kestirimde bulunmak zor değil. Çocuğunu, sabah sınava gireceği okula getirip, her dinlenme arasında çocuğuyla görüşme ihtiyacı hisseden anne-babalar, farkında olmadan çocuklardaki kaygı düzeyini arttırıyorlar. Bu da sınavda hata oranını yükseltiyor. Faturası da çocuğa kesiliyor çoğu zaman.

Yapılması gereken aslında çocuğa gereken sorumluluk bilinci verilerek, motivasyonunu yükseltecek cümleler söylemek olmalı. Gereken bilinç verilmeyip ve sınav için gereken ön hazırlık yerinde ve zamanında yapılmadıysa sınav esnasında ağzınızdan çıkacak cümlelerin kıymeti harbiyesi olmayacaktır.

Bu sınavı hayati bir sınav konumuna yükseltmenin doğru olmadığı kanaatindeyim.. Var olmak veya yok olmak anlamına gelmemeli bu sınavlar. Hayatın kendisinin bir sınav olduğu yaşamımızda, sınavları, sıradan bir sınav olarak görebilmek/gösterebilmek önemli diye düşünüyorum.

İlla ki süresi ve yeri belli bir sınavı, sınav olarak görmeyelim. Hepimiz sürekli bir sınavın içerisindeyiz. Öyle bir sınav ki yer, zaman problemi yok. Geç kaldın sınava alınmadın derdi yok. Kitabı belli, sorusu belli, cevabı belli ve hangi cevabın nereye götüreceği de belli.

İnancımız gereği geçici bir yaşam içerisindeki sınavların önemi kadar, sürekli olan yaşam için olan sınava da gerektiği kadar değer vermemiz gerekiyor. Hani “ateşe dayanabileceğin kadar günah işle” diyor ya bir düşünür. Tam da bu kıvamda olmalıyız.

Sonsuz hayat için olan sınava verdiğimiz değer ölçüsünde toplumda huzur, barış, sevgi, saygı ortamı kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Güzel günler sizlerin olsun…

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
İdareci mütevâzi olursa millî ve yerlidir
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
İslam Adâletinin Kalpleri Fethi
Mehmet TURAN
Türkçülük, Millî ve Milliyetçi olursa yerlidir
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön