YENİ FİKİR HABER

İÇİMİZDEKİ ÖLÜMSÜZLÜK

16-03-2017

İÇİMİZDEKİ ÖLÜMSÜZLÜK

Hepimizin büyük hayalleri var. Bilinçlenmeye başladığımız ilk günlerden bu yana hayallerimiz var. Bu hayallerimizin sonu yok. Olmaması da hem doğal hem de doğru bir şey bence. Her geçen gün yenilerini ekliyoruz hayallerimize.
Çocukluğumuza bir bakalım. Büyüklerin sahip olup bizim sahip olamadıklarımıza ulaşmak hayali. Bunun için bir an önce büyümek isteği. Çocukluğu geçip gençlik yıllarımıza geldiğimizde Leyla için Mecnun’a. Mecnun için Leyla’ya sahip olma hayali. Bununla birlikte her geçen gün artan rahat ve lüks yaşama hayali. Ve bu lüks yaşamı sağlayacak liseye, üniversiteye girmek.
Artık yaş ilerlemeye başladı. İş-aş-eş sahibi olma vakti. Bu defa da karşımıza mevki ve makamlar çıkmakta. Mevki-makamın yanında iyi bir eş, iyi marka bir araba ve lüks bir ev. Hatta rezidans. 
Tabi bunlar burada yazıldığı kadar masum olan ve gelişen şeyler değil. Bu ardı arkası kesilmeyen istek ve hayallere giden yoldaki öpülen elleri, atılan taklaları, kırılan kalpleri, yaşanılan küskünlükleri, söylenen yalanları, içimizden küfrederken yüzümüzdeki gülümsemeleri unutmamak gerek.
İnsana baktığımızda fani bir varlık. Bu âlem için bir başlangıcı olduğu gibi sonu da olan bir varlık. Kur’an’ın ifadesiyle “Her nefis ölümü tadıcıdır…” ortalama insan ömrüne baktığımızda 60-70 yıl arası. 70 ten sonrası nadir.
65 yıllık insan ömrünün aklı başına gelene kadar geçen ilk 20 yılı ile şeker, tansiyon, kalp, ülser gibi hastalıkların ortaya çıktığı son 15 yılını saymazsanız 30 yıl gibi bir zaman dilimi kalıyor. 
Bu 30 yılın yemek, uyku, iş gibi zorunlu ayrılması gereken zaman dilimlerini çıktığımızda bize özel olarak kalan zaman çok fazla değil.
 Sağlıklı bir düşünceyle yukarıda yazılanları düşündüğümüzde o bize kalan otuz yılı mutlu bir şekilde yaşamak isterdik. Yukarıda saydığımız bir çok şeyin yanından bile geçmezdik. Çünkü başı sonu belli olan bir yaşamdan bahsediyoruz. Gerçekte yukarıdakiler, toplumda yapılanlar olarak karşımıza çıkmakta.  
Buradan hareketle içimizde sürekli bir çatışmanın olduğunu söylemek zor olmaz.
Bir tarafta ölümsüz bir yaratık gibi düşünce ve davranışlar içinde bulunarak yapılanlar, bir tarafta ölümün gerçekliği. Gerçekten de büyük bir çelişki içindeyiz. 
Sanırım dışımıza yansıyan güzellik-çirkinlik, iyilik-kötülük adına ne varsa bu çatışmanın bir ürünü. Bu da daha çok duygusal yanımız oluyor.
İçimizdeki ölümsüzlüğü öldürebildiğimiz takdirde kötülükten, çirkinlikten bahsedemeyiz. Gerçek mutluluğu huzuru yakalayanlar ölümsüzlüğü öldürenlerdir.
 
Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
İdareci mütevâzi olursa millî ve yerlidir
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
İslam Adâletinin Kalpleri Fethi
Mehmet TURAN
Türkçülük, Millî ve Milliyetçi olursa yerlidir
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön