YENİ FİKİR HABER

Brexit’ten sonra sırada Fraxit mi var?

03-05-2017

Brexit’ten sonra sırada Fraxit mi var?

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk tur bitti. İlk turu geçen iki aday da sivri söylemleri ile öne çıkan kişiler. Eski ekonomi bakanı ve Yürüyüş Hareketi lideri Emmanuel Macron %24 ve Ulusal Cephe Partisi lideri Le Pen %22 oy aldılar. Le Pen aşırı sağcı olarak bilinen ve milliyetçi kimliği ile öne çıkan biri... Macron ise biraz daha ılımlı ve merkeze yakın duran bir lider...

Her iki lider AB’den ayrılmanın konuşulabileceğini söylemektedir. Ama Macron doğrudan ayrılmak yerine kopartılabilecek tavizleri öne çıkararak AB içerisinde elimizi güçlendirelim derken, aşırı sağcı Le Pen doğrudan ayrılma taraftarıdır. Bu manada yazımıza başlık yaptığımız Fraxit, Brexit benzeri ‘Britanya Exit’ kelimeleri birleşimi gibi, ‘Fransa Exit’ söylemi ile Fransa’nın ayrılmasını simgelemektedir. 

Le Pen, ‘AB için başarısız bir projedir, Fransa da İngiltere gibi AB’den ayrılmalıdır’ söylemi ile seçime giren ve oy alan bir aday...

Macron ise Le Pen’e nazaran AB’yi sahiplenen biri olarak gözükse de O’da AB için pek olumlu düşünmüyor. Ama AB’den tümüyle ayrılmayı düşünmediği gibi bu sıkıntılı süreci kullanarak, iyi bir süreç yönetimiyle Fransa için kopartılabilecek avantajlar vardır düşüncesiyle hareket etmektedir. Süreci yöneterek ve biraz da İngiltere’nin AB’den çıkacak olması sonucu ‘meydan bize kalır’ düşüncesi ile avantajlı konuma geçebilir miyiz anlayışındadır. Bu da müzakere mantığının en geçerli meslek olduğu AB içerisinde anlamlı ve mantıklı olarak yorumlanmakta ve AB merkezi Macron’u istemektedir.

Fransa seçimlerinde halk arasında şöyle bir söylem oy tercihlerinde yaygın olarak etkilidir.

Birinci turda sevdiğin kişiye oy ver, ikinci turda ise kimi sevmiyorsanız onun rakibine oy verin’.

İki turlu bir seçim sistemine sahip olunan Fransa Cumhurbaşkanlığı sisteminde ilk turda en yüksek oy alan iki aday ikinci tura geçerek, tekrar seçim yapılır. İşte burada ikinci turda halkın en yüksek oy verdiği kişi cumhurbaşkanı olur. Buna izafeten söylenen yukarıdaki söz ile Macron’un halk nazarındaki itibarı birleştirildiğinde Le Pen için şansı yoktur yorumları yapılmaktadır. Macron’un avantajlı olması ise Brüksel tarafında iyimserlikle karşılanmaktadır. Zira Macron doğrudan ayrılıkçı bir görüşe sahip değildir. Brüksel (AB Komisyonun merkezinin olduğu yer) tarafı AB’nin devam ettirilmesi adına ne lazımsa yapacaktır. Bu nedenle AB taraftarı olan siyasilerle çalışmak Brüksel için her zaman önceliktir.

AB, İngiltere’nin ayrılma kararı sonrası ciddi anlamda sarsılmış gözükmektedir. Tarih boyunca görülmüş olan en ciddi, en anlamlı ve en büyük bir birlik ve beraberlik sözleşmesi olan AB, yaptıkları ile dünyanın son elli yılına damga vurmuş bir büyük ekonomik ve siyasi güçtür. Ama son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle ekonomik krizler ve siyasi anlamda dünyanın yaşadığı milliyetçi ve sağcı akım ve görüşler ülkeleri etkilediği gibi AB’yi de etkilemiş hatta sarsmış görünmektedir. Tüm AB ülkelerinde yaşayan halkların ‘önce kendimiz’ diyerek korunma refleksi ile kendi içlerine çekilmeye çabalamalarında yaşanan ekonomik çalkantılar kadar Ortadoğu kaynaklı göç olaylarının da etkisi mevcuttur. Bunların alt alta toplanması neticesinde milliyetçilik, ırkçılık ve aşırı sağın arttığı gözlenmektedir.

AB son on yıldır artarak yaşanan krizleri iyi yönetemeyen bir yapı olarak karşımızda duruyor. 2008’de patlayan ekonomik krizin AB içinde sebep olduğu çatlaklar bu sıkıntıların bir yansımasıdır. Krizin en çok etkilediği Yunanistan’ın kurtarılması amacıyla yapılan tartışmalar, sıkıntılar, çelişkiler, ülkeler arasındaki ihtilaflar özellikle Almanya’nın dik başlılığı bunların su yüzüne çıkan kısımlarıdır. Almanya Yunanistan krizinde ‘parayı verenin düdüğü çalma hakkı vardır’ anlayışı ile hep son sözü söyleyen olmak isterken, İngiltere Kıta Avrupa’sından uzak olmanın da rahatlığı ile farklı tavırlar almıştı. Keza Fransa’da benzer tavırlar takınmıştı.

Bunları alt alta topladığımızda AB için önümüzdeki yılların sancılı olacağı söylenebilir. Dünyada soğuk savaş sonrası tek hâkim güç olarak ABD kalmıştı. SSCB’nin dağılması ile oluşan boşluğu doldurabilecek yegâne alternatif olan AB bu fırsatı kaybetmek üzeredir. Rusya Putin’in aldığı kararlar ve sergilediği atılgan tavırlar ile ikinci süper güç pozisyonuna tekrar gelmek istemektedir. ABD ise AB’den ayrılan İngiltere’yi kendi yanına çekme derdindedir. Bu İngiltere’nin de işine gelebilecek bir statüdür. Zira AB özellikle göç ve ekonomik krizler yüzünden ciddi yara almış durumdadır. Şu an dünyada krizi en iyi yöneten ülke ABD’dir. Tüm dünya her toplantıda FED’in (ABD merkez bankası) alacağı kararlara kilitlenmektedir. Bu da ABD’nin elini güçlendirmektedir.  

Velhasıl Batı cephesinde işler karışık. Görelim bakalım günler neler getirecek.

 

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
SULTAN MAHMUD’UN EĞİTİM FERMANI:
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
Yerli ve Millî olacağız…
Mehmet TURAN
Dirilişimiz, kaderimizdir…
Özkan ÖZKAYA
Brexit’ten sonra sırada Fraxit mi var?
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön