YENİ FİKİR HABER

Aydın’da Geleceğin Eğitimi Konuşuldu

11-09-2017

Aydın Özel İsabet Okulları’nın tertip ettiği1.Aydın Ulusal Eğitim Kongresi "Tüzder İle Geleceğimizin Eğitimi" Başlığıyla Adnan Menderes Üniversitesi Kongre Merkezinde Yoğun Bir Katılımla Gerçekleşti.

Aydın Özel İsabet Okulları’nın tertip ettiği1.Aydın Ulusal Eğitim Kongresi "Tüzder İle Geleceğimizin Eğitimi" Başlığıyla Adnan Menderes Üniversitesi Kongre Merkezinde Yoğun Bir Katılımla Gerçekleşti.

Özdemir: “ Her çocuk eşsizdir”

Açılış  Konuşması Yapan İsabet Okulları Müdürü Nureddin Özdemir  " İsabet Okulları 1.Aydın Ulusal Eğitim Kongresi olarak amacımız, insanımızı, zihinsel, sosyal, duygusal, bedensel, ruhsal yönden bir bütün olarak geliştirerek evrensel perspektife sahip, nitelikli insan yetiştirmektir. Her çocuk eşsizdir,  doğuştan getirdiği muhteşem bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin ortaya çıkarılabilmesi için uygun eğitim şartlarının oluşturulması gereklidir. TÜZDER İle Geleceğimizin Eğitimi programının amacı, insanda var olan bu potansiyelin bütün yönleriyle ortaya çıkarılabilmesi için gerekli eğitim çalışmalarının oluşturulmasıdır. "dedi.

 Rektör Bircan: “Bu eğitim kongresi,üstün nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi hedeflenmiştir”

Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan  "Bu eğitim kongresiyle insanlık için en önemli ihtiyaç olan üstün nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi hedeflenmiştir. Böylece geleceğin bilim insanlarını, sanatçılarını, devlet adamlarını ve liderlerini yetiştirme yolunda sağlam temeller atılmış olacaktır."dedi

Prof. Dr. Mustafa Arslan:” Üstün yetenekli çocuklar,ülkelerin geleceği açısından hayati öneme sahiptir.

YTÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Arslan konuşmalarında" Milletlerin en büyük güç kaynaklarından birisi de yetişmiş nitelikli insan gücüdür. Ülkelerin kalkınmasında fen, edebiyat, sanat, ekonomi, ticaret, politika vb. alanlarda önderlik edecek liderler, üstün zekâlı ve yetenekli çocuklar arasından çıkmaktadır. Bugün, yirmi birinci yüzyıl olarak adlandırılan çağda, bilim-teknik, güzel sanatlar, düşünce ve benzeri alanlarda erişilen düzeyi ve uygarlığı, büyük ölçüde bütün olumlu ve olumsuz yanları ile üretici ve üstün yeteneğe sahip insanlara borçluyuz. Binlerce kuşak boyunca, insanlığı bugünkü uygarlık düzeyine getiren kişilerin, ortalama bir zekâ ve yetenek düzeyinin üzerinde olduğu bilinmektedir. Üstün yetenekli bireylerin tarih boyunca var oldukları ve toplumların kalkınmalarında önemli roller üstlendikleri kabul edilen bir gerçektir.  Üstün yetenekli ve zekâlı çocukların tespit edilerek mevcut kapasitelerini en üst seviyede kullanmalarına imkan sağlamak, ülkelerin geleceği açısından hayati öneme sahiptir. "dedi

TÜZDER Başkanı Çoşkun: “Tüzder ile Geleceğimizin Eğitimi veriyoruz”

TÜZDER Başkanı Tunahan Çoşkun konuşmalarında "TÜBİTAK’ın 2009 yılında Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunda yapılan açıklamasına göre Türkiye’de 0-24 yaş aralığında 682 bin üstün yetenekli birey var. Bazı test ve elemelerden geçtikten sonra ek eğitimlerin sunulduğu MEB’e bağlı Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM’ler) ise 9000 öğrenci hizmet görüyor. Bu tablo daha ne kadar çok yol kat etmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.

            Böylesine önemli ve milli bir duruş sergilenmesi gerektiğini düşündüğümüz bir konuda üstün zekalı çocukların tanılanması; zihinsel, bedensel, sosyal, ruhsal ve duygusal açılardan desteklenmesi meselesi çok gerekliydi. Geliştirdiğimiz program ve ortaya çıkan işbirliği sayesinde üstün zekalı ve dahi çocuklarımızın tanılanması ve atölye çalışmalarıyla ek eğitim almaları sağlanıyor. İbn-i Sina’nın “Çocukta ruh ve beden gelişimi birlikte sağlanmalıdır” sözünden hareketle çocuklarımızın bedensel gelişimlerinin takibi, ruh sağlıklarının korunması ve beslenme alışkanlıkları konusunda İsabet okulları  programımızın önemli bir ayağını oluşturmaktadır.

            Şu an oturduğumuz sandalyeler, kullandığımız masalar hep ortalama gelişim seyrini gösteren insanlara göre tasarlanmıştır. Milli Eğitim sistemimiz de okullarda öğretilecek müfredatı ortalama öğrenme becerisine sahip bireylere göre tasarlamıştır. Ortalama zihinsel kapasitenin üstünde olan bu üstün zekalı ve dahi çocuklarımız ise mevcut müfredatla yetinememektedir. Üstün zekalı çocuklarımızın eğitim yoluyla performansını en üst düzeye çıkarması için “zenginleştirilmiş müfredat” çalışmalarına ihtiyaç vardır. Bunu şöyle örneklendirebilirim. Okuldaki coğrafya dersinde müfredatta güneş sisteminin anlatıldığı bir konuyu üstün zekalılarla işlerken CERN laboratuarı, Big bang teorisi, göktaşları ve kara delikleri de işleyecek şekilde aktarmanız gerekir.  Bu konuda TÜZDER ve İsabet Eğitim Kurumları’nın yürüttüğü zenginleştirilmiş eğitim müfredatı çalışmaları vardır. Zenginleştirilmiş ders içerikleriyle çocukların gereksinim duydukları eğitim imkanlarından faydalandırılmaları, yeteneklerini en üst düzeyde kullanan, kendini gerçekleştirmiş, mutlu bireyler olmaları, hem onların hem de ülkemizin yararına olacaktır.
 
               1.Aydın Ulusal Eğitim Kongresi "Tüzder İle Geleceğimizin Eğitimi"   çalışmalarımız ayrıca devam etmektedir. Amacımız düzenlenecek düzenlediğimiz programla konunun bilimsel platformda konuşulması ve uygulamaya yönelik adımların atılmasıdır.

·         Üstün zekalı çocuklarla normal zihinsel gelişime sahip çocuklar arasında en önemli farklardan birisi de takvim yaşı ile zeka yaşlarının paralel gelişim göstermemesidir. Aynı sınıftaki ve aynı yaştaki (takvim yaşı) iki çocuğun zeka yaşı yani zihinsel gelişim süreçleri aynı olamayabilir. Yani ilkokul 1. Sınıfa giden 7 yaşındaki bir çocuğun zeka yaşı takvim yaşı ile orantılı olarak 7 zeka yaşı iken, üstün zekalı bir çocuğun zeka yaşı 10 olabilmektedir. Bu durum da iki çocuk arasında öğrenme becerisi, olgunluk ve yeni süreçlere uyum sağlama konusunda 3 senelik bir farkın olması demektir.

·         Thomas Jefferson, “En büyük eşitsizlik eşit olmayanlara eşitmiş gibi davranmaktır” demektedir. Üstün zekalı çocukların normal öğrenme becerisine sahip çocuklara yönelik hazırlanmış müfredatlara tabi tutulmaları onları sınırlandırmak anlamına gelmektedir. Aynı şekilde, erken öğrenme potansiyeline sahip bu çocukların diğer akranlarının hızına ayak uydurmaları istenmesi de onların yavaşlatılması anlamına gelecektir. Üstün ve dahi çocukların okullarda oluşturulan destek eğitim odalarında zenginleştirilmiş müfredata tabi tutulmaları, ilgi alanlarına yönelik zengin eğitim seçenekleriyle geliştirilmesi ve ek eğitim imkanlarından faydalanmalarına yönelik politikalar geliştirilmelidir.

·         Üstün zekalı olup kendisinin, ailesinin ve toplumun zararına olan insanlar da mevcuttur. Bu durumların oluşmasında, çocukların zamanında keşfedilmemesi ve ihtiyaçlarının doğru analiz edilmemesinin payı olduğu düşünülebilir. Mesela dolandırıcılar, bilgisayar korsanları gibi suçluların az zeki oldukları söylenemez. Mevcut kapasitenin kötü yolda kullanılması, bu tür çocuklara yönelik verilecek karakter eğitimleriyle de önüne geçilebilecek bir durumdur. 

·         Batıda bazı ülkelerde 12-13 yaşındaki üstün zekalı çocukların üniversiteyi bitirdiği veya üniversitede dersler verdiğine dair haberler zaman zaman yayınlanmaktadır. Mevcut sistemimizde ise bir öğrencinin en fazla 1 kez sınıf atlama imkanı bulunmaktadır. Bireyin öğrenme hızına göre eğitim seçeneklerinin düzenlendiği sistemler, ülkemizin de hızla gelişmesine katkıda bulunacaktır.

·         Ülkemizde okul öncesi dönemden başlamak üzere yetenekler anlamında ulusal bir tarama faaliyeti gerçekleştirilerek deha ve üstün seviyede olan çocuklarımızın da tespit edilmesi gerekmektedir. Düşüncemize göre tespiti yapılamayan her yetenek toprak altında kalmış kıymetli bir cevher gibidir.

·         Üstün zekalı çocuklara; özellikle temel eğitim bilgisinin verildiği dönemlerde görev almalarında büyük fayda görülen, Üstün Zekalılar Öğretmenliği mezunlarının ihtiyacı karşılayamayacağı düşünülmektedir. Şu anda ülkemizde sadece iki üniversitede ilgili bölüm vardır. Sahada ise mezun olmuş Üstün Zekalılar Öğretmeni sayısı ise 100-200 arasıdır. Üniversitelerde yeni bölümlerin açılması ve eğitim fakültelerinde üstün zekalı çocukların eğitimlerine yönelik dersler ve lisansüstü  programlar geliştirilmelidir.

·         Üstün zekalı çocukların aynı zamanda çocuk oldukları da göz önünde bulundurularak psikolojik durumlarının sağlıklı gelişimi ve sosyalleşmeleri için ilave zenginleştirilmiş eğitim ortamları düzenlenmelidir. Akranlarıyla bir araya gelebileceği sanat, spor ve sosyal çalışmalar yapabileceği etkinlik imkanları ve ortamlar düzenlenmeli ayrıca devlet desteği sağlanmalıdır.

·         Üstün zekalı çocuklar zengin eğitim materyallerine ihtiyaç duyarlar. Hali hazırda engelli bireylere yönelik yapılan (evde bakım ücreti – ücretsiz servis imkanı – ücretsiz malzeme sağlanması) destekler gibi bu çocuklara sahip aileler evde eğitim hizmetinde yalnız bırakılmamalı, maddeten ve manen desteklenmelidir.

·         Üstün zekalı çocukların erken yaşta tespiti, tespit edilen bu çocukların eğitimi ile ilgili her türlü hassasiyeti bünyesinde barındıran bir ulusal programın oluşturulması gerekmektedir.0cak 2013’te MEB ve TÜBİTAK tarafından ilan edilen 2013-2017 Üstün Yetenekli Bireyler Strateji Eylem Planı tarafların görüşleri de alınarak hızla hayata geçirilmeli ve revizeye açık halde uygulanmalıdır.

·         Üstün zekalı çocuklara sahip ailelerin çocuklarının öğrenme ve kendilerini geliştirme taleplerini karşılamada güçlük yaşadıkları bilinmektedir. TÜZDER gibi sahada faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri bu çocuklara sahip ailelerin bir araya gelmesini sağlamaktadır. Devletin bu şekildeki sivil girişimleri de desteklemesi daha fazla üstün zekalı çocuğa ve ailesine hizmet götürülmesi anlamına gelecektir.  

·         Üstün zekalılığın gereğince ve zamanında fark edilememesi, en uygun eğitimin ağlanamaması gibi sebepler yüzünden, böylesine önemli nitelikte olan bir yeteneğin  kaybolması toplumumuz için de büyük bir kayıp olacaktır. Bu olumsuz ihtimali önlemek için de bu durumdaki çocukları en güvenilir yollardan küçük yaşlarda teşhis etmek ve durumlarına en uygun olan eğitim ortamı içinde yetiştirmek bugün toplumumuzun en önemli sorunlarından birisidir. Ülkemizin kalkınması ve geleceğin dünyasında söz sahibi olması da bu özel bireylerin bilgi ve becerileri doğrultusunda toplumun yararına yöneltilmesine, üretken kılınmasına, sağlıklı yetiştirilerek iyi eğitilmesine bağlıdır "dedi. yeha

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
İdareci mütevâzi olursa millî ve yerlidir
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
İslam Adâletinin Kalpleri Fethi
Mehmet TURAN
Türkçülük, Millî ve Milliyetçi olursa yerlidir
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön