YENİ FİKİR HABER

Yeni Fikir SAM'dan "Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım"

28-09-2017

YENİ FİKİR STRATEJİK ARAŞTIRMALARI MERKEZİ (YENİ FİKİR SAM) EĞİTİM MASASI Başkanı Davut TÜRKKAN Başkanlığında, 360 KOÇLUK sistem kurucusu Cahit ŞİMŞEK'le birlikte “Eğitim Sistemimiz ve Sınavlar” üzerine yaptıkalrı çalışmayı kamuoyu ile paylaştılar.

YENİ FİKİR STRATEJİK ARAŞTIRMALARI MERKEZİ (YENİ FİKİR SAM) EĞİTİM MASASI Başkanı Davut TÜRKKAN Başkanlığında, 360 KOÇLUK sistem kurucusu Cahit ŞİMŞEK'le birlikte “Eğitim Sistemimiz ve Sınavlar” üzerine yaptıkalrı çalışmayı kamuoyu ile paylaştılar.Yapılan açıklama şöyle:

 

YENİ FİKİR STRATEJİK ARAŞTIRMALARI MERKEZİ (YENİ FİKİR SAM) EĞİTİM MASASI Başkanı Davut TÜRKKAN Başkanlığında, 360 KOÇLUK sistem kurucusu Cahit ŞİMŞEK'le birlikte “Eğitim Sistemimiz ve Sınavlar” üzerine yapılan çalışmanın sonuç analiz ve değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşılmasında fayda ummaktayız. Bu açıdan Yeni Fikir SAM ve 360 Koçluk/Cahit ŞİMŞEK’in müştereken gerçekleştirdikleri “TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNE YENİ BİR YAKLAŞIM” ana başlıklı sonuç değerlendirmesini ilgililere arz ediyoruz.(Davut TÜRKKAN/Yeni Fikir Stratejik Araştırmaları Merkezi (Yeni Fikir SAM) Eğitim Masası Başkanı)

 

Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım

 

            Bir ülkenin eğitimi üzerine konuşabilmek için öncelikle o ülkenin eğitim sistemi hakkında yazılmış akademik raporlar ve ölçülebilir veriler göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye’deki eğitim sisteminin bu perspektifle bir analizi yapılsa temelde test başarısına odaklı bir sistem olduğu görülür.

            Öncelikle, ülkemizde test başarısına verilen önem, eğitim kalitesini her yönüyle yansıtmakta yetersiz olduğu halde öğrenciyi testler aracılığıyla ölçme tekniğinde ısrar edilmesi, eğitim sistemine getirilen eleştirilerin başında gelmektedir. Öte yandan bu sistemi tenkit edenlerin, yerine ikame edilecek daha sağlıklı bir alternatif getiremedikleri de bir gerçektir. Zira alternatif olarak önerilen pek çok şeyin geçmişte denendiği ve öğrencileri doğru bir biçimde ölçmekte başarısız oldukları, adaletsizliğe ve eşitlik ilkesinin zedelenmesine sebebiyet verdikleri için kaldırıldığı bilinmektedir. Bu itibarla eğitim sistemimizdeki birinci mesele sınav sistemine ilişkin sorunlar ve açmazlar olarak kendini gösteriyor.

            Sözünü ettiğimiz çıkmaz; eğitim sistemimizi, öğrencilerini farklı alanlara yönlendirmek konusunda başarısız, kendisini yenileyememiş, yeni eğitim modelleri üzerinde çalışma becerisi gösteremeyen tek tip okullara mahkûm etmiştir. Daha anlaşılır olması için meslek liseleri örneğine bakmakta fayda var. Ülkemizdeki meslek liseleri, öğrencilerini mesleki anlamda hayata hazırlamak yerine Anadolu ve Fen liseleri gibi sınava hazırlamaya çalışan birer eğitim kurumuna dönüşmüştür.

            Konuya ilişkin eleştirilere bakıldığında birbirinin benzeri beylik cümlelerin tekrarından ibaret kısır tartışmaların olduğu görülür. Politik farklılıklar ekseninde yürüyen bu kısır tartışmalara belirli bir fikri derinliği olan eğitimcilerin hiç girmediği de görülecektir. Çünkü basmakalıp cümlelerle yıllardır aynı kısır döngü üzerinden yapılan tartışmalarla bir yere varılamayacağını zaman göstermiştir.

            Eğitim sistemimizdeki ikinci temel sorun sistem içindeki bütün öğrencilerin yalnızca akademik başarıya motive edilmesidir. Her yıl 1,3 milyon öğrencinin katıldığı TEOG (OKS, SBS) gibi sınavların sonucuna göre Fen ve Anadolu Liseleri ile yabancı özel okulların da öğrenci seçtiği malumdur. Ancak MEB verilerine göre sınava giren bu 1,3 milyon öğrencinin yüzde 90’dan fazlası aldığı sınav sonucundan bir ölçüde bağımsız olarak kendi semtinde bulunan bir liseye devam etmektedir. Yani aslında sınav; sınava giren bir milyondan fazla öğrenciden ziyade nitelikli okullara girmeyi hedefleyen en iyi yüzde onluk dilim için bir anlam ifade etmektedir. Buna rağmen yüz binlerce öğrenci, esasen kendisini ölçmeyen gereksiz bir sınava girmekte; böylelikle aile, okul, ülke ölçeğinde maddi israf meydana gelmektedir. Bu sınavın, beraberinde getirdiği stres, kaygı ve endişe ile beraber daha girmeden bu sınavda başarısız olacağını bilen yüz binlerce öğrencinin sonraki eğitim dönemlerinde yaşayacakları özgüven eksikliği ve itilmişlik psikolojisi de işin farklı bir yönü olarak karşımızda bulunmaktadır.

            Daha açık bir biçimde ifade etmek gerekirse, TEOG sistemi en iyi 50 bin öğrencinin gireceği en iyi 200 okul için en iyi 200 bin öğrenciyi yarıştırmıyordu. Bunun yerine akademik yeterliliği daha aşağıda kalan bir milyon öğrenciyi de sanki bu okullara girecekmiş gibi sıkıntıya sokuyordu. En üsttekilerin yarışını herkese yansıtıyordu. Hal böyle olunca başarılı olamadıkları için de kendilerini sistemin dışında hisseden yüzbinlerce öğrenciyle karşı karşıya kaldığımız bir sistemden söz ediyorduk.

            Yukarıda zikrettiğimiz değerlendirmeler neticesinde TEOG sınavının kalkması üzerine, yerine ikame edilecek sistemin nasıl olacağına dair şu alternatifler dile getirilmektedir:

-           Milli Eğitim Bakanlığı Fen ve Anadolu liseleri için dar kapsamlı bir merkezi sınav uygular. Akademik beceri ve bilgi düzeyi bakımından daha gerideki öğrenciler ise semtlerindeki okullarına devam edebilir. Bu bizce de son derece de sağlıklı bir uygulama olur.

Ayrıca isteyen okulların da kendi sınavlarını yapabileceklerini söyleniyor.

-           Esasen MEB, bir süredir devlet okullarına yerleştirmelerde sınavın olmayacağı, ikamete dayalı bir yerleştirme sistemini oluşturmak için zaten bir çalışma yürütüyordu. Bu sistemde öğrencinin notlarının yanı sıra spor, kültür ve sosyal etkinlikleri için de bir notlama sistemi üzerinde çalışıyordu. Ama olgunlaşmış değildi. Bu sistemin önümüzdeki yıl açıklanması planlanıyordu.

            Konu bu kadar sürüncemede bırakılmışken her kafadan bir ses çıkacağı hatta 360°KOÇLUK olarak bizim bile kendi sınav alternatifimizi ortaya koyabileceğimiz bir dönemden geçiyoruz.

Sonuç olarak bakanlığın şu an yaptığı çalışmalar bilgimiz dışında devam ettiği için konunun muhataplarının kafasının karışık olduğu ve henüz net bir sistem öngörülemediği açıktır.

 Üçüncü olarak; Türk eğitim sisteminin içerisinde bulunan yaklaşık 18 milyon öğrencinin yetenek, ilgi-eğilim ve beceri kapsamında analiz edilemediği, bugüne kadar gelen sistemlerin yalnızca akademik yeterlilik üzerine yoğunlaşarak ülkenin potansiyelini değerlendiremediği söylenebilir. Ancak bu değerlendirmeler de yukarıda sözünü ettiğimiz kısır döngünün bir parçası olmaktan ve bir tür boş lakırdı olmaktan öteye geçemeyeceği için bunlar üzerinde etraflı analizler yapmaktan geri duruyoruz.

Öğrencileri ilgi ve eğilimlerine göre sınıflandıramadığımız, eğitim sistemi içindeki her bireyi tatmin eden bir sınav sistemi kurgulayamadığımız bu sistem içerisinde kanaatimizce en kritik rol yine eğitimcilere düşmektedir. Eğitmenlerin, öğrenci koçlarının niteliği bu itibarla eğitim sitemimiz içerisindeki dördüncü önemli sorunsal olarak karşımıza çıkıyor.

Öğretmenin yeterliliği ve yetkinliği söz konusu değilse dünyanın en iyi sistemi de gelse yine sonuç alınamayacağı açıktır. Dolayısıyla hangi sistem gelirse gelsin öğretmenin öğretmenlik becerisi asıl unsurdur. Eğitimcilerde bu yetkinliği ve beceriyi sağlayamadığımız sürece bugün yenilediğimizi düşündüğümüz sistemi yarın tekrar bozmak zorunda kalırız.

Şimdiye kadar yaptığımız değerlendirmeler esasen dört ana başlıkta etrafında dönüyor:

Sınav sistemi,

Yalnızca akademik başarıya odaklanılması,

Eğitimin yetenek, ilgi- eğilim bağlamında şekillenmemesi ve

Öğretmen Eğitmen yeterliliği

Elbette buraya eklemeler yapmak mümkün ancak şu an sistemin temel handikapları bu alanlar üzerinde yoğunlaştığı için bizim de çözüm önerilerimizi bu başlıklar üzerinden kurgulamamız gerekiyor.

360°KOÇLUK olarak biz bu konulara nasıl bakıyoruz hangi çözüm önerilerini getiriyoruz?

Öncelikle şunu belirtmek isteriz, dünyada bütün eğitim sistemleri şayet kazanım odaklı bir eğitim veriyorsa sınav yapmak zorundadır. Bunun üzerine bir de ülkemizdeki öğrenci sayısını ve akademik eğitim talep eden öğrenci sayısıyla arz arasındaki açıklığı eklerseniz sınavların kaçınılmaz olduğu görülecektir. Her şeyden önce ve aklımızdan çıkarmamamız gereken nokta, sınavların öğretim programının ayrılmaz bir parçası olduğudur. Ölçme değerlendirme olmadan evlatlarımızın hangi seviyede olduğunu bilemeyiz. Fakat bunun kimlere uygulanacağı, ölçüsü, ne zaman yapılacağı, hangi seviyede olacağı ve tekrarları konusunda yeni getirilecek sistemin ne olacağı henüz netleşmiş değildir.

Bu karmaşa yahut belirsizlik 360°KOÇLUK eğitimcisini ne derece ilgilendirmektedir?

Bu soruya“ilgilendiriyor” dememiz beklenir; ancak bir eğitimci kazanım merkezli bir eğitim veriyor ve bunu çok iyi bir şekilde ölçüp-değerlendiriyorsa hangi sınav gelirse gelsin kazanım noktasında tam olduğu için yoluna devam edecektir. İsterse sınav konusunda yer yerinden oynasın, hiçbir şekilde yeni gelen sistem kazanım odaklı çalışan birini etkilemeyecektir. Dolayısıyla 360°KOÇLUK içerisinde getirdiğimiz sistem bu konuda eğitimcimizi çok rahatlatıyor.

Kazanım ölçme işinin sadece testlerle mi olacağı yoksa bir takım başkaca yeterliliklerin de ölçmeye dâhil edileceği belirsizliğini koruyor.Sınava girecek öğrencileri başka kriterler üzerinden sınırlandırmanın konuşulduğu muhtemel bir yeni sistem söz konusu. 360°KOÇLUK sistemi içerisindeki farklı parametreleri esas alan ölçme sistemi; adeta kurgulanmak istenen bu yeni sistemi öngörerek hazırlanmış bir nitelik taşımaktadır. Eğitim sistemi içerisinde devam eden bir öğrenci her ay bir şekilde sınava giriyor zaten. Bir şekilde test veya farklı parametrelerde bir ölçümle karşı karşıya kalıyor veya kalacak. Bunu sistem içerisinde bütün olarak görüyor olmamız, 360°KOÇLUK olarak en büyük avantajımız. Yıl içerisinde kazanımı tam olarak almış bir öğrenciyi, eğitmen baştan itibaren göreceği için hangi öğrencinin sınava girip üst seviye bir okula veya spor, sanat, yetenekle ilgili bir okula yönlendirileceğini çok rahat tespit edebiliyor. Sınava girmemesi gereken öğrenciyi de gereksiz bir şekilde sınav merkezli bir yapıya itmeyerek, onu yapabileceği ve mutlu olabileceği bir kariyer sistemine yönlendiriyor.

360°KOÇLUK’un en iddialı olduğu yer işte tam burası. Öğrencilerin, ailelerin, eğitimcilerin mutlu olduğu bir eğitim aslında ülke olarak beklide insanlık olarak hedefimiz. Öğrencilerin yeteneklerini tanıdığı ve o doğrultuda eğitim aldığı bir yapı sürekli konuşulan asıl önemli hedef haline geldi.  Bu noktada da 360°KOÇLUK’un 80 farklı alanda öğrenciyi değerlendiriyor olması, öğrencilerin ilgi-eğilim, yetenek ve genel olarak mutluluk seviyesinin bu özgün ve binlerce öğrenci üzerinde denenerek geliştirilmiş testlerle belirlenmesi,onu ön plana çıkarmaktadır. Türkiye’de yapılan ilk ve tekçalışma olan 360°KOÇLUK bu itibarla eğitmenlere vazgeçilmez bir değerleme sistemi sunuyor.

Malum olduğu üzere, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi diye bir konsept var. Biz öğrencilerimizden ne bekliyoruz? Üniversiteler öğrencilerimizden ne bekliyor? Hayat öğrencilerimizden ne bekliyor? Bütün bunlar dikkate alınarak öğrencilerimizin edinmesi ve geliştirmesi gereken beceriler nelerdir?

Bu sorulara devletin verdiği cevapları içeren TYÇ; güncel ve dünya ile entegre sekiz yeterlilik alanı belirlemiş durumdadır. Bu sekiz alanı aynı zamanda bakanlığımız da 2017 Şubat ayında müfredat toplantısında en yüksek düzeyde duyurdu. Bunlar:

Öğrenmeyi Öğrenmek,

Anadilde iletişim,

Temel Matematik,

Diğer bir dilde iletişim,

Dijital Yetkinlik,

Vatandaşlık ve Sivil Yetkinlik,

İnisiyatif Kullanma ve Girişimcilik,

Kültürel Dışavurum.

360°KOÇLUK olarak yazılımla desteklediğimiz ve eğitim camiasının hizmetine sunduğumuz bir eğitim sistemi var. Her şeyden önce öğrencinin yeterliliklerini, becerilerini, ilgi-eğilimlerini, genel mutluluk seviyelerini ölçen ve daha birçok alanda öğretmenin hizmetine sunduğu bilgilerle onların öğrenciyi tanımasını sağlayan ilmek ilmek örülmüş muazzam bir sistemden söz ediyoruz. Başka bir alternatifi olmayan bu sitemle koçlar öğrencilerini doğru biçimde yönlendirmeyi rahatlıkla başarabileceklerdir. Şu anda tartışılan ve içinden çıkılamaz noktaya gelen konuları birkaç dokunuşla çözebilecek kapasitede bir sistemden ve öğrenci koçlarının, eğitmenlerin eli ayağı olacak, bir çalışmadansöz ediyoruz.

Yeni sistem tartışmaları içerisinde 360°KOÇLUK bilgisine ve yazılım desteğine sahip olmadan öğrenciye ilişkin doğru projeksiyon ve planlama yapılmasının ne derece zor olduğu; sistemin başka hiçbir yerden temin edilemeyecek artıları üzerinden daha rahat anlaşılmaktadır. 

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
İdareci mütevâzi olursa millî ve yerlidir
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
İslam Adâletinin Kalpleri Fethi
Mehmet TURAN
Türkçülük, Millî ve Milliyetçi olursa yerlidir
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Doç. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön