YENİ FİKİR HABER

Dirilişimiz; Milliliğin İhyasındadır!

15-03-2018

Dirilişimiz;Milliliğin İhyasındadır!

Dirilişimiz;

Milliliğin İhyasındadır!

 

  Tecrübe, tatbik edilen bir hususun/sistemin/kanunun doğru ve yanlışlarının neler olduğuna vakıf bir şekilde; yeniden tecrübe etmeye lüzum kalmadan o “şey”i hayata geçirmektir. Tekrar tecrübe edeceğim diye geçilmiş safhalarda debelenmenin akılla bağdaşır bir tarafı yoktur.

  Tarihî tecrübeler de böyledir. Hususiyle kendi tarihimizin derin tecrübeleri istikbalimiz açısından fevkalade ehemmiyet arz etmektedir. Mevcut durumdaki çıkmazlarımız, ecdadımızın tatbikatında en güzel bir vaziyette vardır. Var olanı uygulamak daha kolaydır.

  Bu zaviyeden hâli hazırdaki meseleleri değerlendirdiğimizde çıkış yolunun milli telâkkîyi günümüz şartlarına intibak ettirmemiz(uyum sağlamak)mümkündür. Ulusçuluktan öte, millileşme safhasının -eğer milliyetçiliği ırkçılığa dayandırmaz isek-asrımızda karşılığı olan milliyetçilik ile mânâlandırmak meseleyi netleştirir.

  Osmanlı’daki  millileşme yolunun zaman içindeki seyri, görünüşteki asıl sahiplerinin; yani “Türklerin” bütün yükü omuzlaması neticesinde haksızlığa maruz kaldığına dair serzenişler.. Meselenin derinmelesine nüfuz edilemeyişi, hatalı yorumlara sebebiyet vermektedir.

   Evet, Osmanlı bütün yükü kendi “Türküne” taşıtmıştır. Osmanlı-Türkünün asıl gayesi olan İslâm’ı yaymak; i’lây-ı kelimetullahı şarktan garba; bütün insanlığı hidayete erdirmek için bu şerefli mesuliyeti deruhte etmiştir. Bundan şeref duymuştur. Ancak, gayr-i müslimlere olağanüstü hakların bahşedilmesi, asıl sahiplerin, gelecekle ilgili endişelerinin izale edilmesidir. Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin ve diğer gayri müslimlerin rahat ve huzur içinde hayatlarını idame ettirmeleri; esas itibariyle umumi düzenin tesis edilmesine zemin hazırlamaktır. Azınlıklara tanınan haklar karşılığında tabiliklerinin devamını sağlamaktır. Onlara gerçek mânâda adaletin götürülmesidir. Bizim -şimdiki akl-ı evvellerin zannettiklerinin aksine-ecdadımız bu cemaatlerin güçlü zamanlarda tabi; milliliğin zayıfladığı zamanlarda ise hasımlıklarını göstereceklerini çok iyi bildiklerinden daima Batı’ya teveccüh etmiştir. Balkanları Türkleştirmiştir. “Asıl Unsura” bu toprakları vatan yaparak bizlere hakiki vatanımızı bırakmışlardır. Osmanlı’nın Rumeli’deki iskan politikasının  “Müslüman-Türk” mihverli olmasının asıl sebebi,-asırlar sonra olsa bile- Haçlı ruhunun, “torunlarını”  Avrupa’dan atmak isteyeceklerini her zaman akıllarında bulundurmalarından kaynaklanmaktadır. Milli bir duruşun -daima- vukufiyeti diriliş felsefesinde yatmaktadır. Selçuklu Türklerin bıraktıkları vatanda kıyamete dek kalıcılığın bedelinin “ asli unsurun” fedakârane  bir çırpınışın varlığıyla mümkün olabileceği mefkurenin  belleklere kazınmasıdır. Bu fikrin hedeflere koşmada ne derece etkili ve neden bu kadar önemli olduğu günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır.

  Nitekim, Osmanlı Devlet Sistemi’nin felsefesi; gayri müslimlerin Batı’nın kışkırtmaları neticesinde birer birer isyan ettirmesinden sonra daha da berraklaşmıştır. Sanki yüzyıllardır bu vatanda rahatları ve huzurları temin edilmemiş gibi; hürriyet, istiklâl yaftalarıyla aldatılıp ‘özlerine’ rücu ettiler. Birbir ardına Osmanlı’yı arkadan vurmaya; yal yedikleri tabağa pislemeye başladılar. Osmanlı Devleti de lüzumlu tedbirleri almak mecburiyetinde kaldı. Kendi bekası için..Aslî unsurun geleceği için ..

  Müslüman-Türk devleti olan Osmanlı askeri yedi düvele karşı Müslümanların kaderini belli edecek olan Çanakkale’de asrın en güçlü ordularıyla vuruşurken; Doğu’da Ermeni çeteleri insafsızca; mevcudiyetlerini borçlu oldukları Devlet-i Âliye’yi Osmaniye’yi sırtından hançerliyorlardı. O zaman Talat Paşa Ermeni  çetebaşlarına haber gönderiyordu:

   “Çanakkale’de yedidüvelle savaşıyorum. Doğu’da asayiş için  bile kâfi derecede  kuvvetim yok. Bizi arkadan vurmayın. Tedbir almak mecburiyetinde bırakmayın bizi.”

 Ancak azgınlıkları karşında Osmanlı Devleti “tehcir” kararını almaya mecbur bırakılıyordu.

 Osmanlı, millileşme yolunda mücadele ederken; İslam’ı yayarken ihtida edenlerin hidayete ermesiyle Batı’nın gözünde ‘Türk’oldu demesi bir hakikati dillendirmektedirler. Hâlâ daha Batı’da Türk; Osmanlı demektir. Osmanlı telakkisi ise Müslümanların hamisi ve hadimi manasına gelmektedir. Bu şekilde millileşme usulüne yeni bir tarz getiren Osmanlı, kucaklayıcı, bîtaraflıkla toplulukları potada eritip bir noktada buluşturan sistemin bir nevi mûcidi olmuştur. Kavmiyetçilikten âzâde insanları millileştirmesiyle ümmet ile millet arasında bir dengeye oturtarak; manevî bir kuvvetin husûlüne vesile olmuştur.  Osmanlı millet sistemin merkezinde şu yatar: ırk(lar)ı/ kavimleri manevi bir temele dayandırarak hamur gibi yoğurmuş ve hâlâ daha hasretle hatırlanan ve tatbiki için müracaat edilen bir milletleşme gerçekleştirmiştir. Asrımızdaki “ulusçuluğa” tekabül ettirilmeye çalışılması manevi zeminden mahrumiyeti göstermektedir. Manevi temeli olmayan milliğin “ithal” mefhumlar ve sistemlerle ikâme edilmeye çalışılması; yılların müzmin meselelerinin peydahlanmasına taban teşkil etmiştir. Bir türlü aşılayamayan meselelerin gelgitler neticesinde (Batı-Doğu arasındaki med-cezirler; Mukaddes kıymetlerle- Batıcılık değerleri) içinden çıkılmaz hallerin bataklığında debelenmemize sebep olmaktır. Olmaya da devam etmektedir. Çıkış yolunun millileşmede; yani ulusçuluktan milletleşme safhasına ihtidanın manevi ciheti ihmal edilmeden “Mutlak Şemsiye”nin tesisinden geçmektedir. Mukaddeslerle yoğrulmuş, tahrifata maruz kalmış yönleri tecdit edilerek ihya hareketini bütün bünyeye nüfuzu  “hurucu”  zaruri kılacaktır. Yoksa, bataklıktaki sinekleri yok etmekle meşgulken on yıllarımızı harcarız da, bir arpa boyu yol alamayız. İntikam hırsıyla yanıp tutuşan Yahudi-Hıristiyan Uygarlığının zehirli oklarına hedef olmaktan kurtulamayız.

Etiketler:
YENİ FİKİR HABER
BAŞ YAZI / Mesut TUNA
İdareci mütevâzi olursa millî ve yerlidir
YENİFİKİR HABER YAZARLARI
Mesut MEZKİT
Milli Gazete, Merkel’e neden sevindi?
Mehmet M. TURAN
Aydın’da Ak Parti’nin Bürokratik Oligarşi ile imtihanı..!
Gönül ŞAHİN MEZKİT
Gönül İnsanı Olmak Zor
Davut TÜRKKAN
Türk Eğitim Sistemine Yeni Bir Yaklaşım
AKADEMİK MAKALELER / YENİFİKİR DERGİSİ
Ziraat Yük. Müh. Mesut MEZKİT
Bilgi Çağında Bilgisiz, İrfansız Ve Tefekkürsüz Bir Toplum İnşâ Etmek
Prof. Dr. Feyzullah EROĞLU
Göktürklerde Yönetim Düşüncesi
Yrd. Doç. Dr. İsa ÇELİK
Manisa Kentinde Tarihi Turizm
S.Faruk GÖNCÜOĞLU
Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da zili Çalınacaktır
Prof. Dr. Celaleddin SERİNKAN
DENİZLİ DERSHANECİLİK SEKTÖRÜNDE MİCHAEL PORTER’IN REKABET GÜÇLERİ ARAŞTIRMASI


Yeni fikir SAM
AYDIN AYDIN

Başa Dön